Ana içeriğe atla

Yabancılar

İki sezondur yabancı oyunculardan verim alamıyoruz. Bu ligin en fark yaratan noktası aslında bu: Yabancın iyiyse, şansın artar. Belli bir havuzdaki Türk oyuncular takımlar arasında dolaşıp duruyor. Önemli olan iyi bir yabancıyla takımın seviyesini yükseltebilmek. Bu durum, yüksek paralar ödemenin imkansızlaştığı Süper Lig için de geçerli. Ucuz ve kaliteli bir isim bulabilmek... Kendini göstermek isteyen genç bir isim... Bir dönem altyapıdan beklediğimizi, sonuç alamayınca artık yabancılardan bekliyoruz. Küresel dünya!

Hem bizim hem 1. lig tarihinin en önemli isimlerinden Pote böyle bir fark yaratmıştı. Kıbrıs'ta üst düzey bir takımda ve Şampiyonlar Ligi seviyesinde oynadığı sırada bulunup getirilmişti. Demirspor'da oynadığı üç sezonda toplam 60 golü geçen, gol kralı olan ve bir sezon takımı şampiyonluk kapısına kadar getiren diğerinde neredeyse tek başına ligte tutan Pote, bu sezon Erzurum'da isteneni veremese ve artık yaşlı oyuncu kategorisine girse de TFF 1. lig tarihine damga vurdu.

1. ligte ilk yıllardaki Juninho da iki sezon boyunca oldukça verimli olmuştu; kariyer gol rekorlarını bizde geliştirdi. Karakteri ve takım içindeki tavırlarıyla büyük ihtimalle gittiği her takımda sorun yaratan Lawal da 1. lig kalitesinin üstündeydi. Henüz 20'li yaşların başında bu oyuncunun Türkiye'ye getirilebilmesi önemliydi. Süper Lig'te farklı takımlarda gezindi. Kontrol ettiğim kadarıyla Karagümrük'e transfer olarak Türkiye'ye geri dönüyor.

Attamah da yine genç yaşta bulunup transfer edilen önemli bir isim. Bizden gittikten sonra Avrupa kupalarında ve şampiyonluğa oynayan Başakşehir'de kadronun asıl unsuru olmasa da gönderilmeyerek rotasyona dahil oldu. Bu sezon da Rize'de zaman zaman form şansı buluyor.

Öte yandan geçmiş yılların kadrolarına baktığımda, bu kimdi ya, dediğim bir çok oyuncu da oldu. Özellikle yakın dönemde Anderson, Legear, Stokes gibi facialarla binlerce euro boşuna gitti. İki sezon önce Tambe'den 10 gol üstü verim aldıktan sonra yakın zamanda kimseden bu performansı göremedik. Bu sezon takımın en pahalı oyuncusu görünen Aosman, henüz 2 golle katkı sundu ve hiç bir maçta 90 dakika oynamadı. Shaktar Donetsk kökenli, orada UEFA Şampiyonluğu yaşamış, bize de Süper Lig'ten gelen Gladky de bekleneni veremedi bir türlü.

Coulibaly, Dibo, Duah ile çocukluğu geçen ve uzun süre yabancı oyuncuya hasret kalan bizler için 1. lig macerasında yeniden sembol bir isme sahip olma güzel olurdu. Yabancı futbolcuların her futbolcuda olduğu gibi çeşitli sorunlar yaratabileceği herkesin malumu. Hafta içi yaptırılan antrenman, takıma adapte olabilmesi gibi noktalar da önemli. Bunun üstesinden gelebilmek için de her zaman olduğu gibi, transferde bir kişinin inisiyatifine değil, başarılı bir ekibin çalışmasına güvenmek gerekli.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla