Ana içeriğe atla

İBB Maçı ve Sonrası

Stada gittik, sıcak havada üşüdük, güneş geldi ısındık, sahaya döndük buz gibi olduk. Bizim özetimiz bu, çok yazmanın anlamı yok.
 
Maça gelince ilk yarı daha iyiydik. Olabilir, gol de yiyebilirdik ama net pozisyonlar bulduk, bir tanesini atabilsek direncimiz bu kadar düşmezdi, atamadık.
 
İşte bizi bizden eden de bu oluyor aslında. Futbol insan oyunu, hata da olur, geriye de düşebilirsin, iki de fark olabilir, ama hırs da insana özgüdür. Saldıracaksınız; yenilecekseniz ayakta yenileceksiniz, dayak da yeseniz siz de vuracaksınız. Yıllardır bunu arıyor bu taraftar. Olmayınca da ne dese haklı, ne desek haklıyız. Günün üzüleni ve haklısıyız anlayacağınız.
 
Grup gelemedi maça, yazıklar olsun sebep olanlara. İstanbul Tayfası her zamanki gibi aratmamak için elinden geleni yaptı ama bir yere kadar. Grup olsa belki o topçuları diriltirdi ama yoktu.
 
Futbolcular ile ilgili ne diyeyim, elimi kime atayım. Mehmet Batdal bir poziyonda ipe dizdi bizimkileri, ipe dizilenlerde bir hırs belirtisi yoktu, çimleri dövün bari, bağırın kızın kendinize, o da yok.
 
Erman ÖZGÜR'ü yaşlı diye mi göndermiştiniz, bu takımda yer bulamaz diye mi? Komedi izliyoruz gerçekten, komedi. Yenen hakların, alınan ahların komedisi.
 
Yönetime gelince boşluk doldurma komitesi. Elindeki güç ile efsane yerine rezil olma kurulu. Tebrik ediyorum sizi.
 
Sene başında önünüzde iki seçenek vardı, ya şampiyonluğa oynayacaktınız, ya da borçları eritip, düzeni değiştirip, gençleri kazanıp gönüller şampiyonluğuna oynayacaktınız.
 
Siz ilkini seçtiniz. Haklı olarak bunu seçtiniz. Çünkü ikinci yolu bilmiyorsunuz, hiç bilmediniz. O yol size göre değildi. Aklınızdan bile geçmedi. Siz taraftara 20 yıldır başarı göstermeyen kuşağın içinde yönetsel becerinizi oluşturdunuz. Bunu aşmak için kendinizi aşmanız lazımdı, aşamadınız. Olmadı işte.
 
Siz ilk yolu seçtiniz, kendi yanlışlarınızdan doğrular yaratma çabalarında ısrar ettiniz. Gençlere sırt döndünüz, ligin en yaşlı takımını kurdunuz. Kalıcı gelir kazandırma adımlarında yavaş davrandınız, davranıyorsunuz. Geleceği değil günü kurtarma telaşına düştünüz. Bu nedenle her kongremiz bir sahiplenilme telaşı ile geçti. Çünkü kendine değil, kişilere ve belediyeye bağımlı bir Demirspor yaratıldı bu süreçte. O zinciri ya kırmadınız bilerek, ya kırmaya gücünüz yetmedi. Oysa biz sizi güçlü sanıyorduk.
 
İkinci yolu seçmek aslında çok daha kolaydı. Taraftar baskısı o kadar fazla olmazdı. Çünkü 20 yıldır başarı görmeyen taraftara, bu sene ortalara oynayacağız ama geleceğinizi kurtarmak için savaşacağız deseniz, kendinizi büyütürdünüz, taraftar da stadı doldururdu. Kendi yolunuzu kendiniz çizdiniz.
 
Tabi bir şey daha var, şimdi siz borçlarımızı artırırken, başarıyı da getirmediniz ya. Biz bugün sayenizde kişilere daha da fazla bağımlıyız. Ama bilmediğiniz bir şey daha var. Demirspor'un potansiyelinin de gücünü biliyoruz. 20 yıldır başarısızlıklarla büyüyen taraftara, 3. Lig'e düşme, kayyuma kalma korkusu çöker sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bundan daha fazla korkan sizlersiniz. Çünkü siz yaptınız. Bugün günü kurtararak sokakta geziyorsunuz, ama yarın gezemeyecek hale gelen siz olabilirsiniz.
 
Bana kalsa kapanalım zaten, kayyuma kalalım, küme düşelim. Şaka yapmıyorum, sizden, sizin gibilerden başka türlü nasıl kurtulacağız? Biz düştük sanıyorduk, kalkarız diyorduk, yeterince düşmemişiz, daha dibe vurmamışız. Dibe vursak hiç fena olmaz. Sizsiz çıkarız hak ettiğimiz yere.
 
Görmüyor musunuz, olmuyor sayın Gökoğlu, sayın Tuncel! Dünya kadar adamınız, paranız var, sizden tek bir şey yaptırmanızı rica ediyorum. Yerel gazeteleri o adamlarınıza tarattırın, bizim blogumuz da olabilir. Bakın, nasıl da her sene aynı şeylerin yapıldığını göreceksiniz. Yaptırın bunu lütfen. Siz de göreceksiniz, aynı yöntemlerle aynı sonuca, başarısızlığa gidilir elbet.
 
Biz sizinle sene başında konuştuk sayın Tuncel. Yayınlandı canlı olarak. İsteyin o kasedi. Hep eleştiriyorsunuz dediniz. Biz de değiştirme gücü sizde, kudret sizde, biz güçsüzüz, siz değiştirin, siz zinciri kırın, biz sizden özür dileyelim dedik. Demirspor için özür dilemek şereftir dedik.
 
Biz sizden özür dilemek için gereğinin yapılmasını bekledik. Yapmadınız, şimdi de gereğinin yapılmasını bekliyoruz. İstifa ediniz. 

Yorumlar

Fırat Ateş dedi ki…
Noktasından virgülüne kadar her satırına katılıyorum. İçinde bulunduğumuz durum ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Teşekkürler Onur.
coulibaly dedi ki…
Eline sağlık

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Sahadan Çekildik

 Ligden düşerken bile şeklimiz belli, çünkü Alemin Delikanlısı Adana Demir... Galatasaray maçındaki kör göze parmak penaltı kararı rezaletine karşı, yönetim takımı sahadan çekti. Son 2 sezondur rezalet yönetimimiz, aleyhimize hakem hatalarını kolaylaştırıyordu. İki yanlış bir doğru etti. Türk futbolunun her yerden dökülen imajına, yıkılan bir Demirspor karşı çıkabilirdi sadece. O da oldu, biz yaptık! Bundan sonra İstanbul takımlarınızla size iyi eğlenceler...

Sezon Değerlendirmesi

 Bu sezon için saha içini konuşmak anlamsızdı ama yine de söylemek gerekir ki sahadaki mücadele o kadar da kötü değildi. Geçen sezon 2. ve 3. lig takımlarında kiralık oynayan oyuncularımızla idare ettik. Son haftalarda sahaya çıkacak kadroyu zor tutturduk. Sezon başıyla sonu arasında kadroda büyük değişimler oldu. Bütün bunların sorumlusu, paraları ödemeyen Murat Sancak ve yönetimiydi. Bir yerde patlama yapar diye umut bağlamadığımız genç oyuncular maçların belli anlarına kadar direnci ayakta tuttular. Ancak son bölümlerde oyundan düştük; kadro derinliği olmadığı için de en ufak kişisel hata, sakatlık ya da kart cezaları sonuca direkt etki etti. 2-0'dan öndeyken kaybettiğimiz maçlar oldu. Tabii rakiplerin bizim maçı çeviremeyeceğimizin farkında olmaları, her halükarda kazanırız düşünceleri kendi adlarına tempoyu yükseltmelerini engellemiş olabilir. Yine de şans faktörü yanımızda olsa puan alacağımız bir kaç maç daha vardı diye düşünüyorum. Sezon başında yazdığım gibi, şerefli mağlu...