Ana içeriğe atla

Sahada Kaybetmek

Tayfamızın dinamik üyelerinden Okan da Ankaraspor maçımızı değerlendirmiş. Beynine sıcak geçe geçe, gırtlağı yırtılırcasına bağıran bir taraftar olarak kızmaya fazlası ile hakkı, hakkımız var. Zira aynı sıcağın altında topunu oynayan futbolcular bunun karşılığında geçimini sağlarken, taraftarlar geçiminden veriyor. Futbolcunun, teknik ekibin, yönetimin buna saygı göstermesi gerekiyor. Bu siniri, hayalkırıklığını uyarı olarak almalı takımımız ve silkinip kendine gelmeli.
 
"Ankaraspor maçı için söylenecek o kadar şey var ki, neyi söylesem nasıl söylesem bilemiyorum.
 
Maç Öncesi
 
Her şey tamam yola çıktık. Stada da vardık. ilk sorunu iner inmez yaşadık.
 
Pankart yasağı... Her deplasmana giden pankartlarımızdan sadece birini özel görüşmeler sonunda içeri sokma iznini aldık. Merve arkadaşımızın Fikri sayesinde son yaptığımız pankart ve Yıkıla Yıkıla pankartımız içeri alınmadı. Görevli ise 'Aşk ile Düş ile Sevda ile Dayan Rüsva Etme Beni' pankartı ile 'Yıkıla Yıkıla' pankartının şiir ve şarkı içermesi sebebiyle alınamayacağını sadece grubu temsil eden pankartların alınacağını söyledi fakat biz stada girince Ankaraspor'un bir şarkı sözü içeren pankartını gördük.
 
Bilet sorunu... Maç saati iyice yaklaşmıştı ama hala biletlerin nasıl temin edileceği belli değildi biletler gişeden karışık bir şekilde satıldı ve 400 kişi biletsiz kaldı. Bu yüzden taraftarlarımızın üçte ikisi maça geç girmek durumunda kaldı.
 
Otomatik kapı sorunu... Maça geç girilmesinin diğer bir sebebi ise otomatik kapıların bozuk olması ve onarılması için epeyce beklenmesi.. Maça bir saat kala içeri alımlar başladı bu da geç girilmesine sebep oldu.
 
Maç Sırasında
 
Her şeye rağmen taraftar toparlandı ve müthiş bir şekilde desteğini sürdürüyordu. Maça iyi başladık. Ama top oynamanın ne olduğunu bırak topun ne olduğunu bile bilmeyen Rostand isimli şahıs (ki Afrika'nın herhangi bir yerinden rastgele alınan bir çocuğun bile daha iyi olacağı kanısındayım) yüzünden çok sıkıntı yaşadık. Tamam, Gökay'ın pozisyonu içeride ve penaltıydı hakem vermedi. Tamam, Ankaraspor'un ilk golü bariz bir şekilde ofsayttı. Ama maçı kaybetmemizin sebebi hakem değildir. Hakeme bağlarsak olayı tamamen yanlış yaparız.
 
Maçı kaybetmemizin nedeni oyunculardır. Ne Şener Şener gibi oynadı, ne Erçağ Erçağ gibi. Rostand desen takımda bile sayamazsın rakip 12'ye 10 oynadı sanki. Takımın en iyisi haftalardır olduğu gibi Efe'ydi. Juninho ise biraz olsun çabaladı gayret etti. Geri kalan herkes kötüydü. Takıma geldiğinde sevindik ama Yücel Hoca ilk haftalarda Rostand'ın yetersizliğini görüp yerine oyuncu almayarak hata etti. Rostand iyi bile olsaydı bu takıma forvette yedek olarak Aybars'ın yanına bir golcü daha almalıydı. Erçağ'ın çıkıp 40 gol atarım demesiyle olmaz bu iş. Keşke Birol Hikmet yerine Gerçek bir golcü alsaydı.
 
Maç Sonu
 
Taraftar her zamanki gibi muhteşemdi ve her zaman olduğu gibi kazandı. Fakat onca emeğe yazık ettiler. En azından sahayı alınlarının akıyla terk etmeliydiler. Bir an önce o formanın o armanın ne olduğunu kavrayarak oynamayı öğrenmeliler. Yoksa hepsi bu takımda istenmeyen adam rolüne bürünecekler."

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
Bütün bunlar maç pazartesi öğleden sonra oynansaydı olmazdı(!) Pazartesi öğlen daha demokratik olduk ya... Şiirden korkan ve bizi köpekleriyle korkutmaya çalışan polis, bize böyle muamele yapmazdı o zaman. Kesin bilgi!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla