17 Nisan 2013

Son Dört: Benzerlikler Dönemeci

Geçen sene son dört haftaya girerken şampiyonluk umutları fersiz, cansızdı. Lig bitip playofflar başlayınca dahi genel olarak umusuzluk – daha doğrusu kayıtsızlık – hakimdi. Yönetimden kimse memnun değildi, futbolcular dahil. Taraftar desteğe devam ediyordu ancak bu biraz da alışkanlıktandı. “Şampiyonluk” gibi muhteşem bir kelime bile taraftarda heyecan yaratmıyordu. Çünkü mevcut yönetim anlayışının getirdiği bıkkınlık vardı. İsimler değişse de anlayış değişmiyordu, değişeceğe benzemiyordu da. Bu da hemen herkeste şevksizliğe yol açmıştı desem abartı olmaz. İlla ki puan tablosuna bakıyorduk, eğer kalabilirsek playoffları kovalayacaktık, o Allah’ın emriydi. Yine de… İşte öyle kıpırtısız günlerdi.

Öncelikle takım playoffa son maçlarda kalabildi. Aynı bu sene gibi, can çekişe çekişe gelen bir playoff hakkı. Küme düşme adayı Çankırı’yı evimizde 2-0 ile geçiş; böylelikle ilk yarıdaki utandıran 2-1’lik mağlubiyetin rövanşını da almıştık. Sonra deplasmanda yine küme adaylarından -belalımız- Adıyaman’ı 2-3 yendik. Böylece küme ile tanıştırdık onları, ne de güzel yaptık. Takip eden hafta playoff yolunda rakiplerimizden olan Körfez ile karşılaştık. Emre Hasan Balcı sanki sinyal gönderircesine golünü atıyor, Serdar Topraktepe’li rakibimizden üç değil, altı puan kazanıyorduk. Son hafta gözlerimiz İzmir’de, Altınordu maçında. Şaşkınlık verici şekilde rahat bir galibiyet alıyoruz. Rakibimiz bu sonuçla küme düşüyor. Biz de kaderin bize çizdiği şampiyonluk yoluna koyuluyoruz. Haberimiz var mı başımıza geleceklerden, şevkimiz, hadi geçtim umudumuz var mı?

Playofflara kadro yapısı olarak en zayıf halka olarak katıldık. Sanki herkes bizden iyiydi. Zaten sezon başında iddialı takımlar beyaz grupta toplanmışlardı, genel kanı buydu. “Bu basit gruptan direk çıkamamak bile başarısızlıktır” diye ahkam kesmiştik. Ne gerek var halbuki. Futbol söz konusu olduğunda ahkam kesmemeyi ne zaman öğreneceğiz?

Ve üç mucize maç sonrasında gelen şampiyonluk. Maç bittiğinde ne olduğunu anlayamayan onbinler… Ağlayanlar ağlayanlar ağlayanlar…

İşin garibi geçtiğimiz sene ile bu sene arasında anormal benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Kendi kendime “n’oluyoruz yahu!” dedim. Bu seneye bakalım şimdi ve benzerlikleri değerlendirelim süratle:

Son dört hafta, geçen sene gibi küme adaylarıyla oynayacağız. Kim düşecek, kim kalacak karar vereceğiz.

Kadromuz yukarı tarafta mücadele ettiklerimize nispeten zayıf. Zorluk derecesi olarak geçen seneki gibi maçlar olacak.

Olası playoff eşleşmelerinde iddaa oranları aleyhimize olacak.

Takımda önceki seneden kalan kilit oyuncular var, bu psikolojiyi biliyorlar. Takım olarak kenetlenme konusunda sorun yaşamayacaklar. Ercan Albay motivasyonun önemli bir unsuruydu, Mustafa Uğur bu konuda nasıldır, bilemedim. İşte o kısmı tutmuyor. Kaptan Erman, sazı eline almalı!

İç saha performansımız kötü diyoruz ama şu rakamları değerlendirin. İçerdeki iki maçı alırsak geçen seneye epey yaklaşıyoruz. 2011-2012 : 8G / 5B / 3M , 2012-2013 : 5G / 5B / 5M

Geçen seneki gibi yönetim krizi yok ama hoşnutsuzluk devam ediyor. Önder Serin’in belediyeye yönelik demeci beni mutlu etti. Totem için eksik kalan parçalardandı.

Benzerlikler çokça, hatta tedirgin edici şekilde belirgin. En azından ben öyle hissediyorum.

Son olarak bir tahmin, abartılı bir öngörü: Fethiye’yi normal ligde iki maçta da yenmiştik ya, olası playoff eşleşmelerinde finale kalırsak, rakip olarak da Karşıyaka, Çaykur Rize veya Adanaspor A.Ş. gelirse bu iş tamamdır: Kendinizi yakın, şampiyonluk yakın! İlk ikisi zor ihtimal, biri yetişemeyecek, biri direk gidecek. Ama o portakal, fikstürleri zorlu olsa da cezbedici bir şekilde parıl parıl parlayıp duruyor…

Hiç yorum yok: