Ana içeriğe atla

Son Dört: Benzerlikler Dönemeci

Geçen sene son dört haftaya girerken şampiyonluk umutları fersiz, cansızdı. Lig bitip playofflar başlayınca dahi genel olarak umusuzluk – daha doğrusu kayıtsızlık – hakimdi. Yönetimden kimse memnun değildi, futbolcular dahil. Taraftar desteğe devam ediyordu ancak bu biraz da alışkanlıktandı. “Şampiyonluk” gibi muhteşem bir kelime bile taraftarda heyecan yaratmıyordu. Çünkü mevcut yönetim anlayışının getirdiği bıkkınlık vardı. İsimler değişse de anlayış değişmiyordu, değişeceğe benzemiyordu da. Bu da hemen herkeste şevksizliğe yol açmıştı desem abartı olmaz. İlla ki puan tablosuna bakıyorduk, eğer kalabilirsek playoffları kovalayacaktık, o Allah’ın emriydi. Yine de… İşte öyle kıpırtısız günlerdi.

Öncelikle takım playoffa son maçlarda kalabildi. Aynı bu sene gibi, can çekişe çekişe gelen bir playoff hakkı. Küme düşme adayı Çankırı’yı evimizde 2-0 ile geçiş; böylelikle ilk yarıdaki utandıran 2-1’lik mağlubiyetin rövanşını da almıştık. Sonra deplasmanda yine küme adaylarından -belalımız- Adıyaman’ı 2-3 yendik. Böylece küme ile tanıştırdık onları, ne de güzel yaptık. Takip eden hafta playoff yolunda rakiplerimizden olan Körfez ile karşılaştık. Emre Hasan Balcı sanki sinyal gönderircesine golünü atıyor, Serdar Topraktepe’li rakibimizden üç değil, altı puan kazanıyorduk. Son hafta gözlerimiz İzmir’de, Altınordu maçında. Şaşkınlık verici şekilde rahat bir galibiyet alıyoruz. Rakibimiz bu sonuçla küme düşüyor. Biz de kaderin bize çizdiği şampiyonluk yoluna koyuluyoruz. Haberimiz var mı başımıza geleceklerden, şevkimiz, hadi geçtim umudumuz var mı?

Playofflara kadro yapısı olarak en zayıf halka olarak katıldık. Sanki herkes bizden iyiydi. Zaten sezon başında iddialı takımlar beyaz grupta toplanmışlardı, genel kanı buydu. “Bu basit gruptan direk çıkamamak bile başarısızlıktır” diye ahkam kesmiştik. Ne gerek var halbuki. Futbol söz konusu olduğunda ahkam kesmemeyi ne zaman öğreneceğiz?

Ve üç mucize maç sonrasında gelen şampiyonluk. Maç bittiğinde ne olduğunu anlayamayan onbinler… Ağlayanlar ağlayanlar ağlayanlar…

İşin garibi geçtiğimiz sene ile bu sene arasında anormal benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Kendi kendime “n’oluyoruz yahu!” dedim. Bu seneye bakalım şimdi ve benzerlikleri değerlendirelim süratle:

Son dört hafta, geçen sene gibi küme adaylarıyla oynayacağız. Kim düşecek, kim kalacak karar vereceğiz.

Kadromuz yukarı tarafta mücadele ettiklerimize nispeten zayıf. Zorluk derecesi olarak geçen seneki gibi maçlar olacak.

Olası playoff eşleşmelerinde iddaa oranları aleyhimize olacak.

Takımda önceki seneden kalan kilit oyuncular var, bu psikolojiyi biliyorlar. Takım olarak kenetlenme konusunda sorun yaşamayacaklar. Ercan Albay motivasyonun önemli bir unsuruydu, Mustafa Uğur bu konuda nasıldır, bilemedim. İşte o kısmı tutmuyor. Kaptan Erman, sazı eline almalı!

İç saha performansımız kötü diyoruz ama şu rakamları değerlendirin. İçerdeki iki maçı alırsak geçen seneye epey yaklaşıyoruz. 2011-2012 : 8G / 5B / 3M , 2012-2013 : 5G / 5B / 5M

Geçen seneki gibi yönetim krizi yok ama hoşnutsuzluk devam ediyor. Önder Serin’in belediyeye yönelik demeci beni mutlu etti. Totem için eksik kalan parçalardandı.

Benzerlikler çokça, hatta tedirgin edici şekilde belirgin. En azından ben öyle hissediyorum.

Son olarak bir tahmin, abartılı bir öngörü: Fethiye’yi normal ligde iki maçta da yenmiştik ya, olası playoff eşleşmelerinde finale kalırsak, rakip olarak da Karşıyaka, Çaykur Rize veya Adanaspor A.Ş. gelirse bu iş tamamdır: Kendinizi yakın, şampiyonluk yakın! İlk ikisi zor ihtimal, biri yetişemeyecek, biri direk gidecek. Ama o portakal, fikstürleri zorlu olsa da cezbedici bir şekilde parıl parıl parlayıp duruyor…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir