22 Mart 2013

Demirspor, Ankara'da

Adana Demirspor bir kez daha Ankara'ya geldi. En son geçen yıl Kızılcahamam ve Şekerspor maçları için gelmişti ama pek yüzümüz gülmemişti; K.Hamam'da buzdan sahada 0-0 berabere kalmış, Cebeci'de ise düşme hattındaki Şeker'e 2-1 yenilmiştik.

Ankara Demirspor'a da ev sahipliği yapan Cebeci Stadı'nda 2002'de Şekerspor'u 2-1 yenerek kümede kalmak için önemli bir adım atmıştık. O sene, ligin ilk haftalarında Ostim'de Ankaraspor'a 5-3 yenilirken (Süper Mario Taner'in hat-trick yapıp 9 kişi kaldığımız maç) çıkan tribün olayları bize 3 maç cezaya mal olmuştu. 2004'te yine Ostim'de o sene şampiyon olacak Ankaraspor'dan şubat soğuğunda 1 puan almamız, tribündeki bizleri mutlu etmişti de takımın ligte kalmasını sağlayamamıştı. 2004'te Telekom'un halısahadan bozma stadında nadir deplasman galibiyetlerimizden birini almıştık, 0-1 ile... 2010'da yine aynı sahada Telekom'la 1-1 berabere kalmıştık. 2007'de Ostim'de Şekerspor'dan 2-2'lik beraberlik, İlker Avcıbay'ın tribüne gelip tapma hareketi yaptığı malum maç, Ankara'da alınan bir diğer puandı. 2010'da  Cebeci'de Pursaklar'dan aldığımız 1 puan ise pek kıymetli değildi.

Demirspor'un Ankara mesaisi, 1960'lara kadar uzanır. Türkiye Milli Lig'te İstanbul-Ankara-İzmir takımları dışında boy gösteren ilk takım olan Adana Demirspor, o dönemin koşulları gerekçe gösterilerek iç saha maçlarını Ankara'da oynamak zorunda bırakılmıştı. Rahmetli Ali Hoşfikirirer'in Adana futbolu kitabındaki yazısında belirttiği gibi, o dönemin yöneticilerinin büyük bir hatasıydı bu durum. O Ankara maçları pek iyi gelmemişti bize, ama yine de Selami Tekkazancı'nın Füze lakabını alması Ankara'daki 2-2'lik Galatasaray maçında Turgay Şeren'e attığı füzelerin sonucuydu.

'94-95'te de, malum Ankaragücü maçından sonra alınan ceza yüzünden, Trabzonspor ile 19 Mayıs Stadı'nda oynayıp 3-0 yenilmiştik. Halbuki 1994'ün Mayıs'ında Dardanel'i o statta yenip şampiyon olmuştuk!

Yakın tarihte 19 Mayıs Stadı maceramız Gençlerbirliği kupa maçları ile olmuştu. Grup maçlarında 1-0 yenilmiştik. Çeyrek finaldeki maçta ise içeride yine 1-0 kaybettiğimiz maç sonrası 19 Mayıs'ta 2-1 öne geçsek de Traore'nin o inanılmaz kafa vuruşu ile 2-2'ye bağlanan maç sonrası elenmiştik. Grup maçlarında Şimşekler Grubu 2 otobüs gelmişti diye hatırlıyorum, biz de kalabalık bir grup Güvenpark'ta toplanıp gitmiştik maça. 2-2'lik maçta bu kez grup yoktu ama Şubat'ın o soğuğunda önümüzdeki Ziraat Bankası reklam panosunu davul edip avuçlarıyla bam bam patlatan anlamlı bir kalabalık vardı mavi-lacivert cephede!

Yarınki maç yine 19 Mayıs'ta ama bu kez seyircisiz. Direnen bir Ankaragücü'ne karşı, frenlerini çekmiş bir Demirspor sahada olacak. Bakalım, Ankara'nın havası lokomotif'in ateşini yeniden harlayabilecek mi?

Hiç yorum yok: