Ana içeriğe atla

Stockholm 3 # Taraftar - Ultras - Holigan

Djurgarden takımının resmi taraftarı ''Jarnkaminerna'' olarak geçiyor. ''Ultras Kaos STockholm'' isminde bir ultras grubu , '' Fabriken'' isminde tifo crew ve Ayrıca bir ''Holigan '' grup var. Ultras ve tifo crew maçta birlikte hareket ediyorlar. Burda biraz holigan, ultras, crew kavramlarından bahsetmek istiyorum.

Holigan kavramı Türkiye'de yok. Bunlar vücut geliştiren, steroid kullanan, dev cüsseli vb grup. Bunların pankart, kareografi gibi şeylerle işi olmuyor. Maçları izliyorlar hep birlikte. Direk mevzu yapıyorlar.Maçtan önce direk saldırabildikleri gibi canları mı sıkıldı? Arıyorlar Adanaspor holigan grubunu mesela, buluşuyorlar Çatalan barajında. Sadece yumruk yumruğa, girişiyorlar birbirlerine. Böyle bir grup. Bizim ülkemizde holiganın karşılığı yok.
Emanet, zırh karşılığı da onlarda yok. ''Dirty fight'' yani '' pis dövüş'' diyorlar bu emanet olayına. Haligan grup tamamen videodaki gibi; örnek olarak koydum. Hangi takıma ait olduğunu bilmiyorum.

fcco-fcdk (~200 / ~150) 05.12.2009 from Rata on Vimeo.




''Tifo Crew'' gibi bir tanım var.Tifo taraftar , crew tayfa demek.Bunlar şiddet içermeyen, tamamen kareografi, pankart, görsellik, takımı destekleme üzerine oluşmuş bir grup.

''Ultras'' Tifo crew gibi tribün adına güzel şeyler yapıyor.Ama biraz daha şiddet ve mevzu içeriyorlar. Diğer grupla çatışırlar, polisle çatışırlar, kortej yapar meşale ve sis bombası atarlar. Etrafa ses bombası fırlatıyorlar.


Ultras Kaos Stockholm daha bir ultras grubu, Fabriken biraz tifo crew gibi.



Ultras kültüründe fotograflarda yüzlerini göstermezler. Ya photoshop ile kapatırlar ya da gördüğünüz gibi maskeler giyerler. Hem kültür açısından hem de polise deşifre olmamak açısından.


Maçtan bir gün önce akşam üstü Djurgarden'ın kendi stadında bizim dernek toplantısı gibi onların da ultras toplantısı vardı.
Djurgarden stadı tam bir tarihi eser. Üstünde oynama yapmıyorlar bu yüzden. Kapalısı, kolonları, koltukları, protokolü bile ahşap.Maraton ve kapalısı kapalı şeklinde.Kale arkaları açık.Çok beğendim ben. Ultras grupları maraton tribününde bağırıyor.Saha etrafında koşu parkuru var. Olimpiyat için tasarlanmış zamanında.
Toplantı stadın soyunma odasında yapıldı. Stad kapısı açık tamamen, hatta kapısı yok bizdeki gibi. İlgincime gitti.Resimdeki zinciri kaldırıp içeri giriyorsunuz :)



Stadın köşesinde saat kulesi var. Kale arkası ve numaralı tribünü arasında.
Stadda tel yok.Küçük bir stad.




Maraton tribününün kapalısı, koltukları ve kolonları ahşap





Djurgarden ultras grubunun kurucusu ile tanıştım.30 yaş civarı bir çocuk. Sayımız günden güne artıyor dedi.Korteji göstererek ''Bu benim eserim ve sayımız daha da artacak'' dedi. Ancak yakında çocuğu olacağı, ailesiyle zaman geçirme isteği gibi nedenlerle bırakmış.Bu işi gençlerin devralması gerektiğini onların daha güzel yapabileceğini ve desteklenmesi gerektiğini söylüyor.

Ultras grupları maç günü stada kutular koyuyorlar. İnsanlar o kutular içine para atıyorlar. Az veren de var çok veren de var. Bu pankart, kareografi, meşale, sticker giderleri bundan karşılanıyormuş. Bu paralar kesinlikle başka bir yere harcanmıyormuş.Hiçbir şekilde kulüpten para almıyorlarmış. Yani tamamen kulüpten bağımsızlar.

Stadın etrafında çadırdan kurulmuş lokal benzeri bir yer var. Maç günleri yiycek ve içecek satılıyor. Sadece üye olanlar girebiliyor. Sadece maç günü açık olan bir yer diğer günlerde bizdeki dernek gibi kullanılıyor. Pankart yapılıyor.





Stad içerisindeki büfelerde bira satılabiliyor. Yalnız alkol oranı düşükmüş.

Sonraki Yazı: Stockholm 4# Kortej, polis

Yorumlar

serdanka dedi ki…
Video hakkında bilgiyi de ben vereyim 5 Aralık 2009... Ultras Odessa ile Kiev satranç grubu kapışıyor... Odessa galip... Sağol gogi translate, teşekkürler doktor :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ