Ana içeriğe atla

Bu Seneyi De Kaybetmeden Önce...


Bu seneyi de kaybetmeden önce, gerekenlerin yapılması gerekiyor.

Taraftar Ali Güneş'i istemiyor.

(facebook grubu: http://www.facebook.com/groups/205734936158483/)

(Ayrıca Ali Güneş'i istifaya davet etmek için: http://www.aligunes.com/iletisim adresindeki formu doldurun.)

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Denizli'de play off sonrası Karşıyaka'yı yenip şimdi adıyla 1.lige çıktığımız sene de benzer bir tablo vardı.Israrlarımıza rağmen (mavilacivert.com arşivlerinde vardır sanırım) haftalarca istifa etmeyen Ercan ALBAY sonunda istifa ettirildi. Yerine gelen Behzet ÇINAR deyim yerindeyse takımı uçurmuştu. Bugün için de aynı görüşteyim. Grubumuzda mücadele daha eskilere göre çetin,takımlar birbirine denk güçlerde. Yani buradan çıkmak (hele ki bu sistemde) çok ama çok zor. Ve bu işin Ali Güneş ile olmayacağına inananlardanım. Kim getirilmeli sorusuna da yanıt vereyim. Bizim çocuğumuzdur, içimizden biridir, bizi iyi tanır, bizim evladımızdır ölçütlerine girmeyen birileri getirilmesi yerinde olur görüşündeyim.
coulibaly dedi ki…
A.güneş'in geçen seneki takıma oynattığı oyunu defalarca staddan izleyip kahrolmuştum, play-off'larda elenince teknik direktör olduğuna inanmıyorum demiştim. O kadar saçma sapan hamleler, oyuncu tercihleri yapıyordu ki çıldırmamak içten değildi. Bu sene izleyemiyorum Demispor'umuzu ama eminim değişen hiç bir şey olmamıştır. Bana göre kadromuz bu gruptan çıkmak için yeterli. Alpaslan ile aynı fikirde değilim. Yıllardır zaten gerçekten Adana Demirspor'umuzun ne kadar büyük olduğunu bilmeyen, camia dışından teknik adamları görüyoruz. Onlara şans verirken, bizi her sene üzmelerine izin verirken neden bizim Çocuklarımıza şans tanımayalım? Ben Bizim Çocuklardan birini istiyorum. Kim getirilmeli sorusu yerine, kim getirilmemeli olmalı bence ! Kariyerinde kayda değer bir başarısı bulunmayan 15-20 maç bir takımla,15-20 maç başka bir takımla sezonu geçiren 2. ligde ki takımları çalıştırmaktan başka bir kariyeri olmayan teknik adam olmasın Yeter !
Onur BİÇER dedi ki…
Ben de Adana dışından birilerinin gelmesi taraftarıyım. Adam gitmeden yerine adam bakıyor konumuna gelmiş olduk gerçi ama yeri geldiği için fikrimi belirtmekte sakınca görmüyorum. Adana içinde birilerinin muhakkak birileri ile bağlantısı oluyor. Bu bağlantılar da bende güvensizlik yaratmış durumda. Sadece takıma odaklanma ve sadece doğruları yapmanın önüne her koşula göre farklı farklı oluşacak dengeler geçebiliyor. O nedenle mümkünse camiadan kimseleri tanımayan Adanalı olmayanlar gelsin isterim teknik ekip olarak. Sadi Hoca bunun güzel örneklerindendi. Behzat Hoca da öyle. Hatta bana göre Hüseyin Özcan dahi iyi olabilirdi. Şimdi transfer döneminde dillendirilen paralara bakıyorum. İşte Tanıl için Çenet için toplamda bir 300 bin TL'nin gündeme geldiği söyleniyor. E transferin son gününde alınan kişi sayısı hep yüksek oluyor. Oysa alınacak adamın kampta değerlendirilmesi, izlenmesi gerekmez mi? Sonra bu son gün alınan adamların önemli bölümü işe yaramıyor ve bu adamlara verilen paralar da boşa gitmiş oluyor. Yani neresinden baksak bir 600-700 bin TL kafadan kaybımız oluyor. En azından bu meblağda rakamlar zikrediliyor birçok internet sitesinde. İşte bu lüzumsuzluklar yerine belirtilen meblağlara aynı zamanda ismi de olan bağlantısız bir teknik adam gelse bence yılın transferi olur. Ama biz her zaman Adana Demirspor büyüktür deyip o isme küçük gelecek futbolcu ve teknik adamlar alıyoruz. Sonuç da ortada oluyor. Aslında sadece sözler değil uygulamalar da klişeleşmiş durumda.
serdanka dedi ki…
Sene başında o insanın midesinde rahatsızlık yaratan ve kanını donduran garip pazarlıklar olduğu anda zaten Ali Güneş hakkında ben teşhisimi koymuştum. Ancak karar verileceği anda sezona başlanan durum bazen kötü tercihlerin bir süre evla olmasını sağlıyor. Ama gel gelelim ki durum çok vahim, yapılacak başka bir şey kalmadı gibi gözüküyor. Bir ama daha koymak istiyorum ve soruyorum gelecek teknik direktörün daha iyi olabileceğine herhangi birimiz inanıyor mu? Şahsen ben inanmıyorum. Tabii ki bunu Ali Güneş'i övmek için değil yönetim anlamındaki kargaşa açısından söylüyorum. Çünkü şimdi Ali Güneş istifa ettim ben oynamıyorum dese bile yönetimin B planı yoktur arkadaş, kimin yetkili olduğu daha doğrusu bu konuda yetkisiz olduğu belli değil, kim ben haklıyım ben bak ben buyum dese eyvallah diyecek haldeyiz çünkü herkesin bir sanı, ünvanı var ancak ve ancak bir başkan yok! "Başı olmayanın başı çok olur" diye türkler için söylenmiş bir çin atasözü var. İşte tam o durumdayız. Her ne kadar içim kan ağlasa, birileri bana şeytanın avukatı bile dese de olan bu arkadaş. Bana sorsalar benim bildiğim süper, tam bize göre, kafası çalışan, takıma ekonomik ama kalıcı çözümler getirecek, kategoriyi tanıyan, başarıya aç bir teknik adam şimdi söylerim fakat arkadaşlar dediğimizle kalırız. Öyle bir haldeyiz ki domino misali, Ali Güneş'i çeksen şimdi toparlayana aşk olsun, acı ama benim gördüğüm bu, saygılar...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend