Ana içeriğe atla

Teknik Direktör ve Transfer Dönemi

Teknik direktör konusunda, Ali Güneş'le devam kararı alındı. Birçoğumuzun çekincesi vardı bu isme karşı; özellikle play-off maçları sırasındaki tercihleri nedeniyle... Benim için devam kararı, beklenen bir durumdu. Büyük ihtimalle hoca, geçen yıl istediği kadroyla mücadele etmediğini; bu yıl kendi yapacağı transferlerle daha iyi işler çıkarabileceğine dair yönetime güvence verdi. Yönetimin elinde de alternatif bir isim yoktu. Demirspor'a bu koşullarda Ali Güneş'ten çok daha iyi bir teknik direktör geleceğine de inanmıyorum. O yüzden, teknik kadroda istikrarın önemine inandığımdan Ali Güneş'le sezona başlamak iyi bir tercih gibi görünüyor.

Önümüzdeki süreçte, geçmiş yılların hatalarının yapılmamasını bekleyeceğiz. Yönetim, transfer için bir komite kurmuş ve ilgili açıklamaları da sadece basın sözcüsü aracılığı ile yapacaklarmış. Kurumsallaşma adına önemli bir adım. Umarım devamı getirilebilir.

Fason kongremiz öncesi, Mustafa Tuncel'e neden başarısız olduklarına dair soru sorulmasını beklediğimi yazmıştım. Soru üzerine mi bilmiyorum ancak Tuncel, başarısızlıklarının kimi nedenlerini anlattı. Bunlar, Soner Tolungüç'e fazla güvendikleri, yönetim kurulu üyelerinin yeterli inisiyatif almadığı ve Ekrem Kandemir'e fazla iş düştüğü, futbolcu transferlerinde yanlış yaptıkları üzerineydi...

Bu açıklamalara sevindiğimi söyleyebilirim. Bundan sonra bu hataların tekrarlanmamasını bekleyeceğiz, az önce belirttiğim gibi. Yönetimde tek bir kişinin iş yapıp, diğerlerinin hiçbirşey yapmadığı bir süreci geride bırakmalıyız. Yönetim Kurulu üyeliği, sadece para verip gerisine karışılmayan bir makam değildir. Yönetim Kurullarında neyin neden yapıldığına dair kıyasıya bir görüş alışverişi gerekir. Her ne kadar Tek Adam tarafından yönetilsek de, o Tek Adam'a neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda yeterli bilgi gitmesi durumunda, hata yapma oranını azaltabiliriz.

Beklentimiz: yönetim kurulunun tam olarak hakim olmadığı konularda, bu işi bilen kişilere danışması ama tek bir kişinin yönlendirmesine de uymaması; daha önce iş yapıp kazıklandıkları kişilerin tekrara kapılarını çalmaması; en iyisini bulana kadar, araştırılması.

Bu açıdan şu hatalara düşülmemesini bekliyorum:

-Hatır gönül transferi yapmayın. "Bu benim yeğenim, bu benim akrabam; Adana'nın çocuğu, gelecek vaad ediyor; boş mukaveleye imza attım" vs klişelerine prim vermeyin. "Benim oyuncumu neden oynatmıyorsun" diyen yöneticiye kapıyı gösterin.

-Tek bir menajerden transfer yapmayın. Menajerlerin spekülasonlarına kapılmayın. Menajerlerin komisyonlarını futbolcuya ödetin.

-Takım içi ücret dağılımında adaletsizlik yapmayın. Birine çok diğerine az para vererek, sezon içi husumetlerin temelini atmayın.

-Çok parayla transfer yapmak başarı değil; bunu yaşadık ve gördük. Çok para harcamadan, kulübü yine borç bataklarına sokmadan, bu ligin dengi bir bütçeyle iş yapın.

-Gereksiz transfer yapmayın. Hocanın istediği, nokta transferlerle, hocanın oynatabileceği oyunculara yönelin. Yıllar içinde gördük ki futbolcunun iyi olması yetmiyor. Teknik kadroyla da uyumlu olması gerekiyor. Futbolcu karakteri, çoğu zaman teknikten çok daha önemli. Uyumlu, sorun yaratmayacak isimleri tercih edin.

-Futbolcularla düzgün sözleşme yapın. Bugüne kadarki sözleşmelerden hep Demirspor dezavantajlı çıktı. Futbolcunun oynamadığı zaman parasını alamayacağını, kötü performansı karşısında kendisinin mağdur olacağını ona anlatın ve anlamasını sağlayın.

-Daha önceki takımlarında sorun çıkarmış futbolcuları alırken iki kere düşünün. Neden ve nasıl o takımdan ayrıldığını araştırın. Sakat olup olmadığını farklı kanallardan teyit ettirin.

-(Bu daha sonraki bir aşama ama yine de önceden önlemi almak gerek): Futbolcuların kumpas kurmasını engelleyin. Teknik kadronun işini düzgün yapmasını sağlayın. Futbolcu-teknik adam diyaloğunda araya yerel basını sokmayın.

İdeale yakın bir tablo çizdiğimi biliyorum ama bunlar yapılmayacak şeyler değil. Yıllardır biz hep bunların tersini yaşadığımız için, bu durumların hayata geçmesi imkansız gibi düşünüyoruz. Değil. Yapabiliriz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Ali Güneş ismi bende hiç umutlanmamam gerektiğini,koca bir sezonunun daha başlamadan bittiği hissini uyandırıyor.
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Bizim oralarda yani Kozanda bir laf vardır "anam kız diyor ama umudum ız". (ız=az kelimesinin yöresel söyleniş biçimidir). Benim hiç umudum yok. Tuncel'in yürüyüşünü de daha önce gördük. Tahmin ettiğim şekilde bir yönetim yapılanması oldu. Yavuz'un yukarıda söylediklerinin tamamının tam tersi olmazsa hiçbirşey bilmiyorum. Sezon öncesi umutsuz söylemlerde bulunmak istemem ama görünen köy de klavuz istemez. Yöntemler yine yanlış, yine yanlış.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend