17 Ekim 2010

Rotor Volgograd

Mavi Lacivertler serüvenimiz, Volga ırmağı kenarında kurulmuş bir kent olan Volgograd'ın (eski adıyla Stalingrad) futbol takımı Rotor (Traktör) Volgograd'ı mercek altına alarak devam ediyor.

Sovyetler Birliği döneminde Traktör üretiminin merkezi olan bu kent, adından da anlaşılacağı gibi Rotor (Traktör) Volgograd adıyla S.S.C.B. Futbol ligindeki yaşamına 1929 yılında başlıyor. Kulübün elle tutulur bir sportif başarısı bulunmuyor. Rotor Volgograd, 1991'de 2. Lig Şampiyonluğu, 1993 ve 1997'de Rusya 1. Liginde ikincilik, 1995 yılında Rusya Kupası Final müsabakasında ikincilik ve yine 1995'de Tayland'da düzenlenen Kral Kupası'nda Şampiyonluk elde ediyor. Kulübün tek hatırı sayılır başarısı diyebileceğimiz 1993-94 sezonundaki Lig ikinciliği nin ardından UEFA Kupası karşılaşmasında Manchester United'i penaltı atışları sonunda kupa dışında itmek oluyor.


Rotor'un Rebels (Asiler, İsyancılar) adında bir taraftar grubu bulunuyor. Grup internetten izlediğim kadarıyla sayıca az fakat etkili bir tribün performanınsa sahip.



Rotor Volgograd, maçlarını 38.000 kişi kapasiteli Rotor Stadyumunda oynuyor.


Bu kentin futbol dışında bir diğer önemli özelliği ise, II. Dünya Savaşı’nın kesin dönüm noktalarından biri sayılabilecek, Nazi'lere karşı direnişin simgesi olmuş "Stalingrad Muharebesidir". Kentin meydanlarında bu direnişi temsil eden silah ve uçakların örnek heykelleri mevcuttur.

Ağustos 1942'de savaş, bugün Volgograd adını almış bulunan ve Stalin'in adını taşıyan Stalingrad yakınlarına ulaşır. Şehrin stratejik öneminin yanı sıra, taşıdığı isimden kaynaklanan psikolojik değeri de bu şehri bir mahşer yerine çevirecektir.

Stalingrad Direnişi, Nazilerin dünyayı fethetme umutlarının sonunu temsil ettiği gibi, direnen Avrupa ve dünya halklarına da moral kaynağı olmuş, yenilmez bilinen kudretli Alman ordularının yok edilebileceğini göstermiştir.

1 yorum:

Jose Marti dedi ki...

Rusya'ya denilince aklıma ilk gelen yerlerden biridir Stalingrad; faşizme direnişin simgesi.
Gidersem eğer mutlaka uğrayacağım bu kente. Bir de Petrischova'ya tabi; Tanya'nın yani Zoya'nın asıldığı şehre..
Renktaşların stadına da uğramak icap etti şimdi.
Eline sağlık Fırat..