Ana içeriğe atla

Öğretmenler Günü...

Bugün sahip olduğum birçok şeyin temelini kendilerine borçlu olduğum öğretmenlerimi aradım. Bir çoğunu da yad ettim. Emeği hatırladım, hissettim. Çok daha zorlu koşullarda mesleklerini icra eden hocalarımıza kendi çapımda bir kez daha minnet duydum.

OECD ülkeleri içinde en fazla çalışan öğretmenler bizde. Buna gizli saklı verilmeye çalışılan, verilmek zorunda kalınılan özel dersleri dahil etmiyoruz...

Konu kazanılan gelire gelince maalesef çalışma ile ters orantılı... OECD ülkelerinin yarısı anca ediyoruz...

Göreve başladıklarından en üst kademeye gelene kadar refahında yaşanan net artış %25. Bu rakam Almanya'da %33, Portekiz'de %157, İrlanda'da %88, OECD ortalamasında %71. Çekilen çileye maddi anlamda değmiyor bile anlayacağınız.

Çarpıklıklar diz boyu. Onları ise büyük ölçüde maneviyat ayakta tutuyor. Eğitimli işgücü ekiyorlar ülkemiz topraklarına. Her ürün aldıklarında sıkıntılarına değdiğini hissediyorlar. Hele bir de hatırlanırsa, yaşadıkları hazzı sormayın gitsin. Ellerinizden öpmekten başka birşey gelseydi keşke elimden.

Böyle olsun istemezdin, değil mi Atam?

Şimdi öğretmenler günü kutlu mu olsun? Kutlu olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!