Ana içeriğe atla

Her Şey Değişti-Her Şey Aynı Mı?

Maçları izleyemiyoruz, o yüzden detaylı yorum yapmak zor. Statta olanlardan öğrendiğimiz kadarıyla takımın oyunu mutlu etmiyor. 4hafta geçti, mağlubiyet yok-güzel. Ama vurup geçen, rahat kazanan bir takım da yok. Henüz ligin iddialı takımlarıyla da oynamadık. Ayarımızdaki takımlardan zarzor puan alıyoruz. Bu da bizi ligin favorisi olmaktan uzaklaştırıyor.

Asıl sorun takımı baştan sona değiştirip yine aynı -kötü demeyelim- ortalama takıma takılıp kalmak. Bu oyun ve sonuçlar için mi bütün takım değişti?

4 hafta sonunda Pote'nin golle buluşması iyi ama -ilk maçtaki sıradışı durum hariç- her hafta gol yemek kötü.

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Bu sezon ilk kez taraftarının önüne çıktı Demirspor'umuz. Maça gelen yaklaşık 13-14 bin kişi ne yazık ki aradığını bulamadan stadı terketmek durumumda kaldı. Bir çok taraftar günlerdir bu maçın hayalini kurup, karşılarında mücadele eden, coşkulu, istekli bir takım beklerken deplasmanda oynuyormuş gibi kapanan, atağa çıkamayan, orta sahası çalışmayan, orta sıralara oynayan bir takım izledik. Takım kimseyi mutlu etmedi, ileriye dair bir umut bile vermedi açıkçası.Onur akbay gibi bir defans neden yedek oturur anlamış değilim. Erkan hocanın takım üzerinde bir kez daha düşünüp doğru kadroyu kurması gerekiyor ama açıkçası pek umutlu değilim. Süreç içinde neler olacak bekleyip göreceğiz artık. Bir sözüm de Şimşekler Grubu'na. Antep deplasmanı öncesi otobüs meselesinde "hesap soracağız" deyip susmak pek yakışmadı, en azından statta bir tepki gösterilebilirdi. Şimşekler Grubu bu stadın ve taraftarların lideridir, en ufacık bir ışık göstermesi halinde bütün stad arkasında duracaktır. Eskisi gibi hesap soran, güçlü duran, gözü kara, sesi daha çok çıkan, yanlışın üzerine giden şimşekler grubunu görmek dileğiyle..
yavuzy dedi ki…
Gruptan beklenti her zaman fazladır, ne yaparlarsa yapsınlar hep biraz daha fazlası istenir. Bu tip konularda eleştiriye ve diyaloga açık olduklarını biliyoruz. Daha sezon basinda olumsuzluk yaymak istemiyorlardir eminim. Eleştirileri sadece internet üzerinden degil kendileriyle konusarak da iletebilirsiniz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...