Ana içeriğe atla

Ünal Karaman ve Samet Aybaba

Yeni teknik direktörümüz Ünal Karaman oldu. Samet Aybaba da sportif direktörlüğe getirildi. http://www.mavisimsekler.com/adana-demirspor/samet-aybaba-ve-unal-karaman-imzaladi.html

Son olarak Trabzonspor'da antrenör olan Karaman, 2007-08'de Konyaspor'un ve ardından Ankaragücü'nde teknik direktörlük yapmıştı. Kendilerine başarılar dileriz. Öncelikle takım içi disiplin sonra da teknik taktik konularda yetki onlarda. Beklentilerimiz yüksek.

Bu iki simin biri saha içi, diğeri dışarıyla ilgilenecek. Bu tip durumlarda görev ve yetki alanları sıklıkla birbirine karışabilir; öncelikle bu dengenin iyi ayarlanması lazım.

Her iki isme de ne kadar para ödeneceğine dair açıklama yapılmadı. Ayrıca eski teknik direktör Ercan Albay'a yapılacak ödemeler de olacaktır mutlaka. Kulübün transfer bütçesinin önemli bir kısmı kulübeye harcanmış olacak bu durumda. Daha en baştan gelir-gider dengesinin bozulmamasını umuyorum.

İmza töreninin dikkat çeken bir yönü de Büyükşehir Belediye Başkanı Sözlü'nün orada bulunmasıydı. Siyasal bağlantıları nedeniyle olabilir. Onun dışında kulübe destek vermek isteğinde de olabilir. Destek tabii ki iyidir ancak bugüne kadar belediyeden gelen desteklerin pek hayırlı olmadığını biliyoruz. Sözlü'nün bu "açık" desteklerinin sağlam temellere oturmasını dilerim.

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Açıktan köstek olmamak için yazı olarak yazmadım, yorum kısmında düşüncelerimi yazayım.

Samet AYBABA da Ünal KARAMAN da futbol piyasasının tanıdığı bildiği isimler. Ünal KARAMAN'ı beyefendi kişiliği ile takdir etmeyen yoktur sanırım. Ancak özgeçmişine baktığımızda futbolculuk yıllarındaki parlaklığı kulübede göremiyoruz. Bu bir soru işareti.

Samet AYBABA sadece ama sadece bir hissiyat bana neyse var gücümle sansürleyeyim iyi çağrışımlar bırakmıyor.

Bu iki hocaya ödenen ücretin yüksek olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda hocaların futbolculardan daha değerli olması sağlanacaksa eğer, bu transfer politikasının doğru olduğunu söyleyebilirim. Takımda futbolcu hakimiyeti olacağına bu seferde hoca hakimiyeti olsun. Bakalım ne olacak. Tabi bu tezimizi yapılan transferler ile test edeceğiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...