Ana içeriğe atla

Altyapı Toplantısı

Yıllardır altyapı altyapı diye diye dilimizde tüy bitmişti. Daha adının önüne U harfi gelmeden önce, Deplasmanlı Süper Gençler liginden Yıldız Takım Şampiyonaları'na kadar, blogun açıldığı ilk zamanlardan beri yazdık çizdik. Futbolcularımızın adını zikrettik, attıkları gollere değindik. Maçlarını hafta hafta yayınladık. Kulübü arayıp cevap bile alamazken, maçların oynandığı stattaki görevlilere şalgam göndereceğiz sözü vererek maç sonuçlarını öğrendik.

O oyuncularla her kademede Türkiye Şampiyonalarına gittik; Türkiye'nin üst seviyelerindeki kulüplerle yarıştık; ilçe-mahalle-köy takımlarıyla değil.

O gençlerimize hep kuşkuyla yaklaşıldı, yerel basının temsilcilerine, eski/yeni tüm yöneticilere göre dizleri titrerdi 5 ocak'ta gençlerin, tribünlere yem etmemek gerekirdi. Kimsenin vicdanı titremezken son 15 yıldaki düzenli başarısızlığımız karşısında, varsın onların dizi titreseydi keşke...

Bunu hiç çekinmeden yazabilirim: Son 4 yılda, altyapı meselesini kör Adana basının da A takıma odaklı tribün camiasının da gözüne gözüne soktuk. Altyapı etiketli yazı miktarı 200'e ulaştı, blogun en çok sayıdaki etiketlerinden biri.

Ama bizim yazıp çizdiğimiz 4 yıldan beri, 1 oyuncumuzu bile kadroda daimi hale gelmedi. Profesyonel yaptıklarımızı hemen kiraladık, sattık. Belki onlar istediler; oynama imkanı olmayan takımda kalmadılar, belki bir başkası fazla para istedi-başkalarına kesenin ağzını açarken ona tutumlu davrandık.

Geçtiğimiz gün Başkan Gökoğlu, altyapı üzerine bi toplantı yaparak bu işi ciddiye alacağını duyurdu (http://www.demirsporplatformu.com/haberler/gokoglu-yonetimi-sozunu-yerine-getiriyor.html). Hersene 20-30 futbolcu alarak bu iş olmaz demiş. Günaydın! Sanki o futbolcuları getirip götürenler başkalarıydı... Gökten zembille inmişlerdi de şimdi gittiler.

Yine de iyiniyetli olalım: Hatanın neresinden dönülse kardır diyelim. Güzel bir gelişme bunların konuşuluyor olması.

Özellikle Kartal Yaşar'ın, İbrahim Çolak'ın sözlerine vurgu yapalım: www.demirsporplatformu.com/haberler/boyle-basari-gelir-mi.html

Biz ilkelerimizde de vurgulamıştık. Altyapıdan her yıl 1-2 oyuncunun, göstermelik değil, daimi olarak kadroda yer almasını... Bu iş için bütçenin açık bir şekilde ortaya konması ve ekibin oluşturularak, bu yıldan itibaren somut adımların atılması gerekiyor.

Aynı sözleri söylemekten yorulduk: Varsın başarısızlık bizim çocuklarımızla gelsin. Onca yıldır, 50 küsür adam gelip giderken harcadığınız paraların yarısıyla zaten başarılı olur onlar. Ama kulübe çöreklenmiş ve Derin Demirspor'u kurmuş kişilerin ağını yırtıp geçmeden adım atmamız zor.

Yorumlar

yazardarthvenom dedi ki…
altyapı'dan başka umut kalmadı...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...