Ana içeriğe atla

Bir Anadolu Kenti Daha...

Bir Anadolu kentini daha mutlu ettik bugün. Adana'dan, İstanbul'dan, Ankara'dan, Kayseri'den gelen Demirsporlular bugün tek galibiyetli Çankırısporluların sevincini izlemek zorunda kaldı.

Bence takım berbattı. Soner dışında kimse iki yıldız dahi alamaz. U18 maçlarından daha çok keyif alıyorum.

Sahadakilerde hiçbir kıpırtı olamyınca tribün de havaya giremiyor. Uyduruk bir şehir, uyduruk bir stat, berbat bir zemin... Konuk takım seyircisinin yanına alınıp işi gücü tahrik olan saçmasapan ev sahibi taraftar.

Bugünün tek güzel yanı hep birlikte maç izlemekti. Vertumnus'un bizimle olmasıydı. Ama izlediğim maç, gerçekten çok kötüydü.

Futbolcularımıza bu başarılarından dolayı teşekkür(!) ediyoruz.

Yorumlar

MaviLacivert01 dedi ki…
Ne yazıkki Demirspor geleneği bozulmadı ve düşme hattındaki,galibiyeti olmayan bir takıma daha puan kaybettik..!Alıştık sanırım bu duruma..Bu arada Yozgattan gelenleri yazmayı unutmuşsunuz abi..
yavuzy dedi ki…
Kusura bakmayın, unutmuşuz. Elbet başka illerden gelenler de vardır; bu acıya başka yörelerden ortak olanlar...
yavuzy dedi ki…
Pankartınız bizimkinin hemen yanındaydı tabii, şimdi hatırladım.
MaviLacivert01 dedi ki…
Estagfirullah abi..Sadece hatırlatmak istedim..Ayrıca bizim pankart evde falan baya bir görkemli duruyordu ama sizin pankartın yanında çok sönük kaldı..Birdaha yanyana asmamaya özen göstereceğiz :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...