Ana içeriğe atla

Behçet Kurtiç'ten Mesaj Var

Yenilmez Armada'nın neferi Behçet Kurtiç, demirgibiyiz@gmail.com'a mesaj göndermiş, şöyle diyor:

"Genç arkadaşlarım,
Sevgili taraftarlar,

Dokuz aydır, İsveç'te yapılacak XIII. Dünya Masterlar Yüzme Şampiyonası için olağanüstü çalışmalarla hazırlandım. 30-31 Mayıs 2010'da Marmaris'te yapılan Türkiye Bahar Şampiyonası'nda kendi branşımda(Tabi ki, yine Adana Demirspor forması altında) 3 Yeni Türkiye Rekoru kırdım. 100-200 m. Sırtüstü derecelerim şu an itibarı ile, şimdilik, Dünya 8. liğini yakalamış durumda. Şampiyonaya katılım ücretimi yatırarak kaydımı yaptırdım. Ancak mali destek göremediğim için gitmiyorum. Adana Demirspor'umuzun durumu malum. Üzüntümden ve sıkıldığımdam onlara sesimi duyurmadım. Sevgili Adana Demirspor'umuz zaten çalkantılı günler yaşıyor. Canlarını sıkmayayım istedim. Türk kafilesinde benden başka da Final yüzecek(İlk On Final'e kalıyor) ikinci bir sporcu yok. Bana ve Adana'ya onur verecek bir şansı maalesef üzülerek kullanmıyorum.

Ama, 30-31 Ekim'de yapılacak Cumhuriyet Kupası Şampiyonası'nda en son rekorlarımı da parça parça ederek Adana Demirspor formamızı doruklarda taşımaya kararlıyım. Biz gençliğimizde de bu forma için nice fedakarlıklar yaptık, şimdi de yapacağım. Sevgi ve ilginiz üzerimden eksik olmasın yeter...

Esenlik dileklerimle,
Behçet KURTİÇ"


Behçet Bey'le en son geçtiğimiz Kasım ayında Ankara'daki yarışlarda görüşmüş ve tribünde onu desteklemiştik (tıklayın). O yarışmada da yine kürsüye çıkmış ve yeni rekorların geleceğini söylemişti. O, sözünü tuttu. Ama ne yazık ki ona destek sözü verenler, kendi sözlerinde duramadı.

Demirspor bayrağını yukarıya taşıyanlara selam olsun!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...