Ana içeriğe atla

Adana Demirspor - Urfaspor Maç Değerlendirmesi

Takımımız bugün sahada İskenderun maçının aksine daha düzenli bir oyun sergiledi. Oyuncuların hepsi istekliydi. Özellikle gol yollarında sıkıntı çekeceğimizi düşünmüyorum. Ofansif hattımız çok iyiydi. Bu bölgedeki oyuncularımız her an skoru değiştirebilecek kalitede.Tayfun ve Alper oyundan düşmeden mücadele ettiler. İkisininde attığı goller usta işiydi. Aydın ve Cem'in bugün oyunu iki yönlü oynamaları takımı olumlu etkiledi.İskenderun maçındaki ortasaha sıkıntısını yaşamadık. Osman da daha diri bir görüntü verdi. Hem kesicilik yaptı hem de topu iyi oyuna soktu. Ceyhun sağ açıkta oynamasına rağmen hiç sırıtmadı.Defans hattına gelince burada biraz sıkıntılıyız. Orhan ve Onur için tam isabet diyebilirim. Hatasız oynadılar. Onur'un defansın yanında ileriyede destek vermesini artı olarak görebiliriz. Üç-dört pozisyonda sıfıra kadar topla inmesi güzeldi. Orhan ise kendinden emin ve sakin oynadı. Kademe hatası yapmadı. Topu oyuna girdirebilen bir oyuncu. Defansın sol tarafında ise Süleyman çok hırslı ve istekliydi. Hava toplarında iyiydi. Ama yerden toplarda aksadı. Hamlelerinde zamanlama hatası yaptı.Yerini iyi koruyamadı. Her an kart görebilecek bir oyuncu zaten maçın başlarında da kart gördü.. Özellikle yerden oynayan hızlı forvetleri olan takımlara karşı sıkıntılı anlar yaşayabiliriz. Barış ise bence fizik olarak hazır değil. İleriye destek verdiği pozisyonlarda geri dönüşlerde sıkıntı yaşadı. İstekliydi ama yeterli değildi. Kaya ise yediği golde hatalıydı. Diğer golde ise yapacak bişeyi yoktu.Takım olarak yıllardır sıkıntısını çektiğimiz duran top sorununu çözmüş gibi duruyoruz. Özellikle Aydın duran toplarda çok iyi. Cem'i zaten biliyoruz. Eğer Cem ve Aydın önümüzdeki maçlarda da oyunu iki yönlü oynayıp Osman'a destek verirlerse ortasaha sıkıntısı yaşamadan maçlardan istediğimiz sonuçları alırız. Yediğimiz gollere gelince maçı kazandık gibi görmenin sonucuydu. Ben kendi adıma ilerisi için umutlandım. İlerleyen zamanda takım daha iyi olacaktır. Tabi normal şartlar altında. İyi başladık öyle gitmesi dileğiyle...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Göktuğ başkan senin umutlandığını görmek ne güzel.Bize söz bırakmamışsın.Her maç sonunda bekliyorum detaylı yorumlarını,malum dün en az 3 tane golü göremedim:)...ÖZKAN
Adsız dedi ki…
Bence bu sene takımın sahada duruşu bile güven verici.2-3 galibiyet arka arkaya gelirse bizi kimse tutamaz.
Yalnız bu teknik heyetin bu maratonu kaldırabileceğine inanmıyorum.Teknik direktör ve yardımcıları seyirciyi çok tahrik ediyorlar.Maçta bir ara hakeme tepkiler oldukça arttı bu arada kulübeden ismini bilmediğim futbolcu olmadığı kesin biri çıktı ve tribünlere dönerek devam eden küfürlü tezahahuratın artması için el kol işaretleri yapmaya başladı.Bizi bu sene yakacaksa bunlar yakacak.
Teknik ekip bence ayağına sıkıyor.
ANIL

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...