Ana içeriğe atla

Her Şey Senin Uğruna - 5

Gözün bir şey görmüyordur o sırada...
Her şey belli belirsizdir...
Yeşil bir bulanıklık ve sadece nefes alıp vermelerin sesi kulağında...
Sonra yeşil bulanıklık belirginleşir, mavi-lacivert silüetler belirginleşir...
Ses boğukluğu kaybeder, aynı anda seni de alır içine,

"Her şey senin uğruna!
Katlanmak boyun borcu!"


Sonra bir anda anlarsın nerede olduğunu, deplasmanın tam ortasında hayatın tam yanında duruyorsundur aslında, kimsenin senin gibi düşünmediğini ama bir tribün dolusu adamın seninle aynı anda bağırdığını fark ettiğinde;
HER ŞEY ANLAM KAZANIR! BOŞA GEÇEN ANLARIN ANLAM KAZANIR! İSMAİL'İN KAFA ÜTÜLEMELERİ ANLAM KAZANIR! YAVUZ'UN MUHALEFETLERİ ANLAM KAZANIR! VERT'İN ÇILGIN FİKİRLERİ ANLAM KAZANIR! ONUR'UN SERZENİŞLERİ ANLAM KAZANIR! MUSTAFA'NIN SİNİRLENMELERİ ANLAM KAZANIR! TAYFANIN BİRLİKTELİĞİ, HER BİRİNİN ASİLLİĞİ ANLAM KAZANIR! İŞTE O ANDA GÖZÜNE MAVİ-LACİVERT BİR PERDE İNER, MUTLULUK BİLE ANLAM KAZANIR!

Kimse seni anlamaz zannedersin ya bazen işte o an ;

"Şampiyon olacaksın!
Başka yolu yok bunun!"


İstediğin başka bir şeyin kalmadığını hisseder, şöyle dersin "Ulan şu takım şampiyon olsun...." şu takım şampiyon olsun yada olmasın hatta bizim kalsın... Ne dersen de yine de;

"Her şey senin uğruna!
Katlanmak boyun borcu!"

"Şampiyon olacaksın!
Başka yolu yok bunun!"


Allah be!!! Çok özledim ulan!!!

Yorumlar

Borsalı Şimşekler ...! dedi ki…
Seninle geçirdiğim her saniyenin yeteri kadar değerini bilemeden kendimi boşlukta hissediyorum yaz ayları ...ve her uğultuda kendimi stadda buluyorum ...Mavi Şehrin Unutulmaz çocukları AND İÇTİ Şampıyonluğa ...Haydi SALDIRIN ÇOCUKLAR ...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...