Ana içeriğe atla

Taraftarlara Duyuru...

Az önce Bekir Bey ile bir görüşme yaptık. Yaptığımız görüşme kendisinin gerek kulübün gelirlerine nasıl sahip çıktığını, gerekse de taraftarın sesine ne kadar değer verdiğini göstermesi açısından beni oldukça mutlu etti.

Bildiğiniz üzere yönetimimizin icraatlarını konu alan bir yazı kaleme aldı taze doktorumuz Togepy. Sağolsun Bekir Bey de bu konuya ilişkin duygularını bizlerle paylaşma teveccühü gösterdi ve bu duygularını kamp yapılacak yere ilişkin verdiği bilgi ile süsledi. Bu yazının altına bırakılan yorumlardan bir tanesi "adsız" bir okuyucumuza ait. Kendisinin yaptığı yorum, bu yazımızın dayanağını oluşturmakta olduğundan ilgili bölümünü aynen aktarıyorum.

"Sularda yeni açılan sahamızda 2haftadır maç yapıyoruz. Bu paralar kulübe giriyor mu merak ediyorum ama. Çünkü ortada makbuz falan yok. Toprak saha hallerinde de maç yapıyorduk ve para ordaki çalışanlarda kalıyordu. Umarım bunca yatırım yapılan saha denetleniyordur ve verdiğimiz para gerçekten başkanımıza ulaşıyordur."

Bu sözler üzerine Bekir Bey ve yönetimi hemen konunun üzerine gittiklerini ve bu kapsamda tesislerdeki personel ile birebir görüşmeler yaptıklarını ve personelin kendilerine tüm kullanıcılardan makbuz karşılğında para aldıklarını, makbuzsuz iş yapmadıklarını, ifade ettiklerini söyledi. Bekir Bey'in söylediği bir diğer söz de bizi ayrıca mutlu etti. "Bu konuda temizlik yapılması gerekiyorsa temizliğe hazırız."

Bu noktada Bekir Bey'in bizden ricası adsız rumuzu ile yazan arkadaşımızın bizim aracılığımız ile veya doğrudan Bekir Bey ile temasa geçmek suretiyle konu hakkında bilgilendirme yapması. Kendisine ve yönetime hassasiyeti konusunda teşekkür ediyoruz.

Bu hususta bizim de ekleyeceklerimiz var.

Eğer anlatılan olay doğru ise tesislerdeki para, çalışanlara sadece onu kulübe aktarmaları amacıyla teslim edilmektedir. Bu kişiler bu paraları kulübe teslim etmek yerine kendi zimmetlerine geçiriyorlar ise, bunlar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun "Güveni Kötüye Kullanma" başlıklı 155. maddesi uyarınca savcılığa suç duyurusunda bulunulması hususunda üzerimize düşeni fazlası ile yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Öte yandan benzer sıkıntıların farklı alanlarda yaşanması durumunda da taraftar isyan etmek ile kalmayıp ilgili yerler ile mutlaka temasa geçsinler. Bu noktada kayda değer şikayetler açısından bu blogun kapılarının da açık olduğunu belirtmekte fayda var.

Bekir Bey'e ve yönetimine teşekkürlerimizle, Ankara Tayfası...

Yorumlar

talha dedi ki…
seni unutmayacak bekir başkanım seni çok seviyorum
Bekir ÇINAR dedi ki…
Bu konuda ilave bir tedbir olarak alt yapı tesislerine güvenlik kamerası taktırttığımızı ve gece gündüz tüm saatlerde oynanan maçlara bakıp hasılat ve makbuzlarla karşılaştırılacağımızı(dün itibarıyla)bilmenizi isterim.Yalnız o arkadaşımız kulübümüzü 457 94 08 nolu telefondan Volkan Gez Bey e iletişim numaralarını bildirirse bu bizim için çok önemli.
Saygılarımla
Adsız dedi ki…
Biz seni bunun için seviyoruz Çınar Başkan. Halkın takımına adam gibi Başkan.

Merih Güvenç
Adsız dedi ki…
Başkanımıza çok teşekürler,bu hafta makbuzumuzu aldık.Demirsporda bazı şeylerin değiştiğinin göstergesidir bu olay.Makbuzunuzu isteyin diye bir tabela asılabilir aslında oraya,çünkü taraftarda da makbuz isteme alışkanlığı yok.Sıra o halısahayı sürekli dolduracak kampanyalar için biz taraftarda...
ŞİMŞEKLER GRUBU dedi ki…
bundan sonra sürekli olarak maçlarımızı yapmaya devam edeceğiz.her hafta 100 ytl de olsa takıma katkı sağlamanın mutluluğu içerisindeyiz.ama buda yetmez..haftada iki maça çıkaracağız ve ŞİMŞEKLER GRUBU İÇİNDE turnuva planı yapacağız.Ve böylece hem gerçek bir yönetim taraftar birliği sağlanacaktır.HALK TAKIMINA SAHİP ÇIKIYOR BAŞKANIM..ALLAH SİZİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...