Ana içeriğe atla

Penaltılar ?

Çek Cumhuriyeti maçının berabere bitmesi durumunda, penaltı atışlarına geçileceği her nedense pür neşe ile karşılandı ülkemizde. "Oyunu şöyle oynayalım, şöyle atak yapıp, şuradan gol bulalım" diyen sayısı pek az. Yaradana sığınıp bir Yunanistan, bir Güngören olma görüşünde birleşiyor hemen herkes. Atamasak da penaltılar var nasılsa!

E abicim, sayın abim, penaltılar var tabi de...Kalede de bir adam duracak.

O adamı Viyana lunaparkında nasıl tasvir etmişler, bir gör hele...

Penaltılara falan kalmasın, tamam kötü oynayalım, kapalı oynayalım...ama kalmasın penaltılara. Atalım, kapanalım.

Yorumlar

Baris dedi ki…
Cech iyi kaleci ona lafımız yok. Hatta dünya üzerindeki en iyi 5 kaleci arasında gösteriliyor.Belki de az önce oynanan Romanya-İtalya maçındaki dünya üzerindeki en yetenekli kaleci olan Buffon'dan sonra 2. sıradadır. Cech maç içerisinde geçilmez bir duvar ise penaltı atışlarında ise tam bir fiyasko. Örnekleri çok fazla. Mourinho'nun Chelsea'deki ilk senesinde CL yarı finalindeki Liverpool maçı.. Bu sezonun başındaki CS finalindeki Manchester United karşılaşması. Ve yakın zamandan da hatırladığımız CL finali.. Cech penaltı atışlarında çok isteksiz. Biz bu yüzden belki de penaltılarla çıkmak istiyoruz. Maç içerisinde geçemeyiz bu kaleciyi - tabii Ronaldo'nun son maçtaki şutu gibi bir pozisyon yakalayamazsak- ama penaltı atışlarında %51 biz daha avantajlıyız. Çok yakın bir örnek daha verirsek Seviila - Fb maçındaki Volkan'ın inanmışlığı.. Portekiz ve de son İsviçre maçında da görüldüğü gibi yüreğini ortaya koyuyor Volkan. Bir defa daha olacak ve Çeyrek Finalde Viyana'da olacağız. Bekle bizi Hırvatıstan az kaldı :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...