30 Aralık 2011

2011'de Blog

Yıl biterken muhasebe derdine düşenler için bir not: Blogta yıllık gidişatın durumu aşağıdaki gibiydi.

Günlük 250-350 arası değişen tekil ziyaretçimiz oluyor. Mart ve Nisan aylarında blog yasakları nedeniyle girişler epey azaldı. O dönem demirgibiyiz.wordpress.com'u devreye soktuk. Sezon içindeki ortalama bir ayda 6-7 bin ziyaretçimiz var. Önemli bulduğumuz yazıları, eksisözlük gibi popüler alanlara taşıyıp link verince bu sayı patlıyor. Bu ay olduğu gibi 8 binlere yükseliyor.

Bu yıl içerisinde yazar hareketliliğimiz düştü. İlk dönemlerdeki havamızın, mücadele azmimizin kalmadığını söyleyebiliriz. Bunun birincil nedeni Demirspor'un bizi sürüklememesi ve artık herşeyin yazılıp söylenip geriye yeni birşey kalmaması. Yazdıklarımız taraftarlar arasında Adana Demirspor gündemini belirliyor. Eleştirmek ya da desteklemek için başka mecralarda sözlerimiz yankı buluyor; bu açıdan takipçilerimize teşekkür ediyoruz-onlara saygı duyuyoruz.

Ancak yazdıklarımızın yönetim nezdinde karşılık bulmaması, sözlerimizin tribün tellerini geçip de sahaya yansımaması bizim için üzücü. Bu sıkıntıyı sadece biz değil, Demirspor adına konuşan yazan hemen herkes hissediyor. Tribünle saha arasındaki o derin uçurumu bir türlü kapatamadık.

Muhasebe kaydına durmuşken genel bir izlenim vermek gerekirse, geçen 3 yıllık süreçte gördüğümüz kadarıyla, takımın beklenmedik yenilgiler aldığı dönemlerde ziyaretçi sayımız artıyor. Büyük ihtimalle, tepkisini, öfkesini bir yerlere yöneltmek isteyenler bizim ne diyeceğimizi izliyor ya da kendi öfkelerini bir yerlerde yansıma bulmuş olmasını istiyorlar. Bizi yeteri kadar sert bulmayan, yeteri kadar sert eleştiri yapmadığımızı düşünen bazı arkadaşlar artık blogu takip etmiyor ya da etse bile ses çıkarmıyor. Onlara da saygı duyuyoruz tabii... Ancak buranın bir yargılama mercii olmadığını, taraftarın yorum sitesi olduğunu vurgulamak gerekli. İçerinin kargaşasına bulaşmadan, ki bildiklerimiz bizi yeteri kadar nefret etmemizi sağlıyor, Adana'ya ve Demirspor'a dışarıdan bakışla yorum yapmak daha etkili oluyor kanısındayım.

2011 içerisinde www.adanademirspor.net adresini de aktifleştirip blog adını buraya yönlendirdiğimizi de not düşelim. Artılarımıza, altyapıyı ısrarlı takibimizi ve bu meseleyi yerel basının dikkatine de açmamızı; konuk yazarlara yazdırma başarımızı ekleyelim. Herhangi bir özel çaba sarf etmeden, tamamen gönüllü yürüyen ve sürekli bir akışın olduğu blogu ayakta tutuyor olmamız ve hala takip ediliyor olmamız sevindirici...

Hepimize iyi bir yıl diliyorum.

Konuk Yazar: "Papua Yeni Gine'den Best Of Açıklamalar"

"Değerli arkadaşlar, bu açıklamalar Papua Yeni Gine Süper Ligi’nde oynayan köklü bir spor kulübü’nün, büyük bir camianın, belli dönemlerde görev alan yöneticileri ve başkanları tarafından yapılmıştır.

- Ne olacak canım, 3. Lige düştüysek düştük, bunda büyütecek ne var bu kadar. Düştüğümüz gibi hemen geri çıkarız. Şehir uzun süredir şampiyonluk görmüyordu, bari şampiyonluk yaşamış olur…
- Papua Yeni Gine Kupası 43. tur maçını “stadyum kirası” yüksek olduğu için şehrimizin bir İlçesi’nde oynayacağız…
- Karşı kulüp kupa maçını İlçe sahasında oynamamak için stadyum kirasını vermeyi teklif etti, kabul ettik. Maç kendi stadyumumuzda oynanacak…
- Bu seferki Papua Yeni Gine Kupası 21. Tur maçını, tasarruf olması için, karşı takım da stadyum kirasını vermediğinden dolayı mecburen İlçe stadyumunda oynadık…
- Yönetim olarak sezon öncesi turnuvaya katılma kararı almıştık ama futbolcular gitmediler…
- Kulüp olarak zor durumdayız, yakında sezon açılacak ama forma alacak paramız dahi yok…
- Maçlarımızı bundan sonra amatör maçların yapıldığı stadyumda oynayacağız…
- Bu yıl üzerimizde bir şanssızlık var. Dışarıda kazanıyoruz ama içeride sürekli kaybediyoruz. Adak adadım. İçeride ilk maçımızı kazandıktan sonra 3 hafta üst üste Cuma günleri Kiliseye gideceğim…
- Teknik Direktörümüz ayrılacağını söyledi, bende sevinerek kabul ettim. Başka bir takıma gitseydi onay vermezdim ama bizden daha büyük bir takıma gittiği için mutluyum…
- Eşya piyangosundan istediğimiz geliri elde edemedik. Piyangodan araba kazanan talihlilerin arabaları kulübümüze hediye etmelerini bekliyoruz…
- Kulubün logosunu değiştirmek için birisine talimat verdim, futbol topu üzerine bulut çizmiş, valla ben çok beğendim, bundan sonra kulübümüzün logosu bu olacak…
- Kulübümüz Teknik Direktörlüğü’ne Sakrapanus Ozburkanute’yi getirdik…(Papua Yeni Gine’ye özgü müzik aletleri ile tesislerde yöneticilerimiz tarafından karşılanan Sakrapanus Ozburkanute imza atmak için geldiği kulüpten eli boş döndü)…
- Yeni Teknik Direktörümüz, geçtiğimiz yıl bizi son maçta şampiyonluktan eden Marsennikus Admanun Yardaneskus’u çalıştıran Abdellana Karrium Darumnuz…
- Haftalardır sesi soluğu çıkmayan Başkan konuştu…”Bu yıl Papua Yeni Gine Kupası 25. Tur mücadelesinde rakibimiz büyük bir camia. Port Moresby Kenti uzun yıllardır bu maçın özlemini çekiyor. Rakip takım kabul ederse Port Moresby’liler olarak bu büyük camiayı şehrimizde ağırlamaktan onur duyarız”…

Dünya’da ne takımlar, ne camialar, ne yöneticiler, ne başkanlar var arkadaşlar.
Neyse ki “Demirsporumuz” emin ellerde, itibarı ise göklerde…"

Alpaslan Kuşvuran

29 Aralık 2011

U18: Boluspor:0-Adana Demirspor:2

U18 liginde gençlerimiz Boluspor'u deplasmanda yenmeyi başardı. Gollerimiz Yunus Ünsal'dan... (http://www.demirsporplatformu.com/haberler/u-18-bolu-yu-da-devirdi.html)

31 Aralık'ta saat 12.00'de Adana'da Eskişehirspor ile oynuyoruz. Adana'daki arkadaşların bu maça ilgi göstermesi, takımımızı desteklemesi dileğiyle...

Kupa Maçı, İstanbul'da Oynansın

Kupada Galatasaray ile eşleşince, yönetimimiz çok acil bir açıklama yapıp rakibi Adana'ya davet etti! Maç, Adana'da oynansın istedi. Galatasaray'ı özlemişiz(!)

Hiçbir konuda bu kadar çabuk açıklama yapmayan yönetimin kura çekilir çekilmez hemen bu açıklaması yapması şaşırtıcı.

Adana'daki Galatasaraylılar ne düşünür bilmiyorum; biz Demirsporlular olarak maç kura sonucu neredeyse orada oynasın istiyoruz. Çünkü Adana'daki Galatasaraylıları değil, İstanbul'daki Demirsporluları, tüm Türkiye'deki taraftarlarımızı düşünüyoruz.

Eğer mesele hasılat geliri ise, Kupa'da deplasman takımı da yüzde 40 hasılat geliri elde ediyor.

Yönetimlerimiz, bugüne kadar taraftarın sesini yansıtamadı; bizim temsilcimiz olamadı. Bunu bir kere daha gördük dün. Rica ediyoruz; lütfen Demirspor taraftarını küçük düşürecek açıklamalar yapmayın.

28 Aralık 2011

Rakip, Galatasaray

Kupada devam edelim diyorduk ya... rakibimiz Galatasaray oldu.

Detaylar: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=14187

İyi ki Doğdun Demirspor...

Bugün 28.12.2011. Yani Demirspor'umun resmi doğum tarihi.

Onu öldürmeye, yaşatıyorum kisvesi altında sürüm sürüm süründürmeye çalışanlara inat 71. yılını doldurdu benim mavim, benim lacivertim.

Tarihini hafızalardan silmeye gayret gösterircesine başarısızlıklara mahkum edilen, her düştüğünde bir daha kalkmaz denilen takımım; sırtını mazisine, değerlerine ve onu yaşatmaya ant içmiş taraftarına dayayarak 71. kez başkaldırdı Adana'nın çarpık düzenine.

Benim soylu mavim, güzel lacivertim.

Bilemediler ki; kökü Adana'nın her santimetrekaresine yayılmış, Torosların sarp yamaçları gibi sağlam, Çukurova'nın kavuran sıcağında olgunlaşmış, Seyhan Nehri'nin getirdiği bereketi, bitmez tükenmezliği bünyesinde barındıran Demirspor'umun karaktersizliklerle, sömürülme çabalarıyla, ihanetlerle, dar zihniyetlere hapsedilmesiyle bitirilemeyeceğini...

Bugün yine doğdu benim gerçek mavim, savaşçı lacivertim.

Duymuyorsanız ben söyleyeyim. Yarın yine doğacak benim yılmaz mavim, yorulmaz lacivertim.

İlelebet var olacak benim inadına mavim, inadına lacivertim.

Çünkü o BENİM MAVİM, BENİM LACİVERTİM.

Demirspor'u öldürmek istiyorsanız, beni öldüreceksiniz. Beni öldüremediğiniz her gün  bir fazla oluyorum tribünde, siz her gün bir nefret daha kazanıyorsunuz. 

Gördünüz mü, size rağmen, size inat bugün yine doğdu benim asil mavim, asi lacivertim. 

İyi ki Doğdun Demirspor, İyi ki Varsın Demirspor, İyi ki Benimsin Demirspor. 

27 Aralık 2011

Aytaç Durak

Aytaç Durak hakkındaki iddialardan dolayı tutuklanmış. Herkes varacağı yere varıyor, er ya da geç.

Aytaç Durak'la ilgili tutumuz en başından beri açık ve net. Yeni başlayanlar, sol üst köşedeki arama butonuna şahsın adını yazıp onunla iligili görüşlerimizi içeren yazıları bulabilir. Bir iki tanesini öne çıkarmak gerekirse, son zamanlardaki vertumnus'un Ne Mafya Ne İktidar yazısı, özetleyici. Daha eskilerden yönetimsel açıdan Onur Biçer'in Aytaç Durak'ı Neden İstemiyoruz başlıklı 4 yazısı da detaylı bilgi veriyor.

Biz en başından beri, tek adamların yönetimine karşı çıktık. Demirspor'un çıkarlarına bile olsa Durak'a eyvallah denmesine şüpheyle baktık. Anti-Aytaç koalisyonu önerdik. "Neyleyim Aytaç'taki milyon doları" dedik. 15 yılı aşkın başarısızlığımızın baş sorumlusu oydu çünkü. "Tam bağımsız Demirspor" dedik. "Duraklama dönemine son" diye açıklama yaptık. Sesimize ses verenler oldu, biz de onlarınki çoğaltmaya çalıştık. Ama olmadı. Çoğunluk, onun tarafındaydı. İsteyerek veya istemeyerek de olsa onu destekledi. O olmadan Yenice'yi geçemeyiz dediler. Keşke geçemeseydik de Bursa'da, Konya'da olanlar olmasaydı... Ama oldu.

Şimdi AKP'den vazgeçince, Aytaç Durak'ın tepesine çöktüler. Yaveri, Mustafa Tuncel de içeride. Demirspor'un kaderini çizen, değiştiren ve kaderimizi mahveden iki kişi içeride. Sevinmeli miyiz?

Keşke onu biz onu kendi içimizden atabilseydik zamanında. Ama olmadı. Şimdi olanlar beni mutlu etmiyor. Çünkü bu AKP'nin giyotini, üç kuruşluk ya da dolarlık çıkarların giyotini; bizim değil...

Demirsporlardan Haberler

Blogta Demirspor takibimiz uzun bir sekteye uğradı. (Adana Demirspor'un derdi, üzüntüsü enerji bırakmadığı için...)

Yıl sonu itibariyle şöyle bir toparlama yapalım:

*Ankara Demirspor, geçen yılı düşme potasının biraz üzerinde tamamlamıştı. Bu yıla 3. Lig 3. Grupta sezona kötü başladı. Geçen iki hafta üst üste kazanarak biraz toparladılar durumu ve aşağıdan biraz koptular. İçeride çok maç kaybettiler; uzun süre beraberlik alamadılar; kaybettiği maçları beraberliğe bağlayabilse biraz daha yukarıda olabilirlerdi. 17 maçta 6 galibiyet, 3 beraberlik, 8 mağlubiyetleri var. Kurumdan aldıkları gelirin düşmesiyle, sezon başında sıkıntı yaşadıklarını okumuştum bir Ankara dergisinde. Bir ara kapalı kalan websitelerini bu aralar aktif kullanıyorlar: www.demirspor.org.tr

*Eskişehir Demirpor, Bölgesel Amatör Lig'te, 8. grupta devreyi lider kapadı. Geçen yıl da zirveyi zorlamış ve Kilimli Belediye ile çekişmişti. Son haftaların olaylı geçen maçları sonunda bu yıl da BAL'da devam ediyorlar. Bu yıl da Kestel Belediye ile çekişiyorlar. Onların websitesi de aktif: www.eskisehirdemirspor.com

(BAL demişken, Adana takımlarının -Gençlerbirliği ve Tekspor- 5. grupta olduğunu hatırlatalım. Şimdilik zirveden uzaktalar.)

* İnternet sitesi aktif olan Konya Demirspor'a, www.konyademirspor.com ve Sivas Demirspor'a www.sivasdemirspor.org'tan ulaşılabilir.

26 Aralık 2011

U18: Adana Demirspor:0-Ankaraspor:0

U18'lerde Ankaraspor'la yine berabere kaldık; grupta üçüncü sıradayız. Çarşamba günü Boluspor ile deplasmanda oynuyoruz.

Altyapı'da diğer branşlarda İskenderun D.Ç. ile oynadık. U17'ler deplasmanda 2-2 beraber kaldı. Goller Tolga ve Furkan'dan. U16'lar; 3-2 galip; goller Bulut, İbrahim ve Emre Can'dan.

A takım bizi futboldan soğutmuşken, tek umudumuz sizsiniz çocuklar; haydi biraz daha gayret!

25 Aralık 2011

Mesleğinize İhanet Ediyorsunuz

"Hangisi gerçek" diye sormuştum 4 haftalık sürpriz galibiyetler gelince; cevabını almış olduk. O 4 maçlık parantezden sonra ligin dibindeki takımları ihya ettik.

Benim merak ettiğim, futbolcu arkadaşların bu kadar kötü takımlara karşı iyi oynamak için paraya mı ihtiyaç duydukları?

Oyuncu karakterleri, bu kadar kötü takımlara puan vermelerine engel değil mi? Mesleğinizin hiç mi değeri yok gözünüzde?

Karşımızda 14 haftada 6-7 gol atmış, 20 gol yemiş takımlar var. Bizden önce 14 takımın hepsinin işleri tıkırında mıydı? Hepsi paralarını alıyor muydu? Hiçbirinde hakem hata yapmamış mıydı? Hepsinin şansı yaver mi gitti?

Vazgeçtim formadan, tribündeki destekten falan... Futbolcuların oyunculuk mesleklerine nasıl ihanet ettiklerini görüyoruz.

Yahu Demirspor'a yıllardır, "işte bu bizim takımın ouyuncusu" diyeceğimiz adam gelmez mi? Bu transferleri yapan yöneticiler bir tane "işte bu" diyeceğimiz kişi seçemiyor mu? Bu teknik adamlar, mesleğine ihanet adamları nasıl yola sokamıyor?

İşinizi yapın, işinize ihanet etmeyin. -Gerçekleştiremediğiniz-Tek isteğimiz bu.

Adana Demirspor:2-Adıyamanspor:2

Futbolcular bizimle dalga geçmeye devam ediyor.

14 haftada 6 gol atabilmiş rakip, gelip kendi sahamızda bize iki gol atıyor! Rakibin deplasmanda iki golü yok. İki gol attıkları tek maç, Kırklareli maçı...

Baskılı oynamak, şansızlık vs. bunlar artık mazaret değil.

Rezalet! Başka bir açıklama yok.

24 Aralık 2011

Konuk Yazar: "Bizim Çocuklarımız"

Nadir Avşaroğlu yazdı:

"İlkokul sıralarında tüm çocuklar taraftarı oldukları takımı büyük bir gururla söylerken, Demirspor’lu olduğunu söyleyen, ancak “öyle bir takım yok, sen uyduruyorsun” diyerek diğer çocuklara alay konusu olan bizim çocuklarımız...

Tuttuğu takımı sadece televizyon ekranlarından izleyen, bir kez dahi statta izleyemeyip, o heyecana ortak olamayan, taraftarı olduğu futbol kulübünü sanal bir ortamda yaşayan ve artık milyonlarla ifade edilen dev bir kitleyi oluşturan bizim çocuklarımız…

Her sabah gözlerini açtığında gazetelerin spor sayfalarında yalnızca üç büyük (büyütülmüş) takımın haberlerini okumaya alıştırılmış, her spor programında üç takımın ninni tadında, masal kıvamında haberlerini dinleyen, bu düzenin futbolu değil ama renkleri seven, “üç büyükler efsaneleriyle” zehirlenmiş, bizim çocuklarımız…

Ve onları bu yaman çelişkiye doğru
Bu açmaza, çözülmeze doğru iten
Biz babaları

Çok bilindik bir futbol programında, “En Çok Taraftar Kimde?” anketinin sonuçları açıklanıyor. Galatasaray ve Fenerbahçe % 35 ile başı çekiyor, onları % 20 ile Beşiktaş takip ediyor. % 6 civarında olduğu söylenen Trabzonspor’dan sonra da yalnızca % 4 ile ülke futbolunun figüranı haline getirilmiş diğer Anadolu takımları geliyordu. Koskoca ülkeyi sadece bir şehre ve o şehrin üç takımına endekslemiş olmanın hazin fotoğrafıydı ortaya çıkan. “Ülkenin dört bir yanında maç günleri neden statlar boş?” sorusunun yanıtı o fotoğrafta saklıydı aslında. Tribünleri her daim boş kalan ülkemde, futbolun kaderini dekoder satışları tayin ediyordu nasılsa...

Futbolu “pazar”
Federasyonu “tüccar”
Taraftarı “müşteri”

konumuna getiren bu yapı artık kendini sorgulamalıdır. Sadece üç büyük kulüple 75 milyonluk bir ülkeyi afyonlamak mümkün değildir. Bir beyaz ekranın ardında taraftar olunan, hiçbir maçını seyretmeden, bir futbolcusu ile sohbet etmeyen, bir kez dahi stata gitmeden sadece maç özetleri ile yetişmiş ve hatta yaşlanmış milyonlar var.

Bu ülkenin en köklü kulübü, 1997 ve 2002 senelerinde Türkiye Kupası'nı kazanmış, nice futbolcular yetiştirmiş Kocaelispor, mali zorlukları nedeniyle transfer yapamadığından liseli öğrencilerle maça çıkıyor. 2. Lig’in dibine demir atmış, oynadığı 13 maçta kalesinde 64 gol gören yeşil-siyahlı takım futbolun görünmez köşesinde parasızlık ve sahipsizlikten inim inim inlerken, şehirdeki otomotiv sektörünün devleri İstanbul takımlarına sponsor olmak için sıraya giriyor. Kocaelispor kimin umurunda…

Bu ülkedeki en çok seyircinin Karşıyaka-Göztepe maçında üstelik ikinci ligdeyken olduğunu bilmek lazım. Kulübüne sevdalı; Sakarya, Kocaeli, Göztepe, Eskişehir, Karşıyaka, Vefa, Beykoz ve Demirspor’u görmek lazım. Formasına, armasına, sevdasına büyük bir tutku ile bağlı diğer milyonları da görmek lazım. Büyük bir endüstri haline getirilmiş bir spor dalında kırıntı dahi olsa biraz gönül bağının olması lazım. Birgün bu ötekileştirilmiş % 4’lük kitlede kaybolursa futbola ve spora dair hiçbir şeyin kalmayacağını futbolu pazarlayan sermayenin görmesi lazım …

Beyazcama endekslenmiş bir endüstri değil
Futbol denilen “tutku”, birgün herkese lazım..."

Havuzda Geliyoruz...

Adana Demirspor'umuz kendini havuzda hissettirmeye başladı. Daha bu başlangıç, korkun bizden, geliyoruz hem de iddialı geliyoruz.

Sonuçlardan bahsedeyim biraz.

İrem ER: 13 yaş ve üstü bayanlar 100 metre karışıkta yarıştı. Kardeşimiz 15 yaşında. 13 ila 28 yaş arasında dağılım gösteren 110 yarışmacı arasında 39. oldu. Daha yolun başında kardeşimiz. Daha önemlisi kendi yaş ve altındaki kategorisinde (15 yaş ve altı) 19. oldu. 15 yaşındaki yarışmacılar arasında ise kardeşimiz 7. oldu. Bu yaş grubunda birinci olması için 6 saniye daha iyileştirmesi gerekiyor kendini. Ben yapabileceğine inanıyorum. 

İrem ayrıca bayanlar 200 metre kurbağalamada yarıştı. Sporcumuzun rakipleri 13 ila 23 yaş arasında idi. Bu dalda kendi yaş grubunda (15 yaş ve altı) 25 inci oldu İrem. 15 yaşındaki yarışmacılar arasında ise bu dalda 8. oldu. İki ve üçüncü 50 metrelerde temposu biraz düşük olmuş kardeşimizin. Son 50 metrede ise atağa geçmiş. Bu da güçlü olduğunu gösteriyor. Küçük kıpırdanmalarla çok daha iyi yerlere geleceği belli İrem'in. 

İrem 50 metre kurbağalamada da boy gösterdi. 13 ila 23 yaş arasındaki bayanlar arasında kardeşimiz kendi yaş kategorisinde 40. sırada görünüyor. 15 yaşındaki yarışmacılar arasında ise 16. oldu kardeşimiz. Ancak 2-3 saniyelik dilimde çok yığılma var. Biraz efor, biraz gayret, sıralamalar alt üst olacak. Tebrikler İrem. Yılmak yok, unutma. 

Handenur KUTSAL: Handenur da İrem ile birlikte 100 metre karışıkta yarıştı. Handenur 14 yaşında. İrem ile arasında 2 saniyeden biraz daha fazla fark var. Toplamda baktığımızda rekabete çok hazır Handenur kardeşimiz. Kendi yaş kategorisinde (14 yaş ve altı) 23. sırada. 14 yaşındaki yarışmacılar arasında ise 8. oldu. Genel klasmanda ise 64. sırayı aldı. Kategori birincisine yetişmesi için 8 saniyesi var. Kapasitesi çok gelişecek kardeşimizin, inanıyoruz sana.

Handenur'un savaştığı bir diğer kulvar 200 metre karışık oldu. 13-23 yaş arası rakipleri arasında kendi yaş kategorisinde 29. oldu. 14 yaşındaki yarışmacılar arasında ise 15. oldu kardeşimiz. Handenur 50'şer metrelik derecelerine bakıldığında büyük heyecanla girmiş havuza. Ok gibi fırlamış adeta. İkinci ve üçüncü 50 metrelerde temposu düşmüş ama o da İrem gibi güçlü bir kardeşimiz. Son 50 metrede performansını yine artırmış. Küçük performans artışları ile büyük aşamalar kaydedecek kardeşimiz. Belli ediyor kendisini.  Tebrikler Handenur. 

İlknur ÖZDEN: Kardeşimiz İlknur 100 metre bayanlar serbest stilde 13 ila 28 yaş arası rakipleri ile yarıştı. İlknur 14 yaşında. Kendi yaş kategorisinde 40. oldu İlknur. 14 yaşındaki yarışmacılar arasında ise 21. oldu kardeşimiz. Rakipleri arasında küçük farklar var. İleride onu da çok güzel yerlerde göreceğiz. Çalışma ile olacağı çok belli. Tebrikler İlknur.

Arkadaşların yarış sonuçlarını verirken kendimce yorumlarda bulundum. Teknik bilgisi olanlar katkı koyarsa sevinirim. Benimki sayısal bir değerlendirme oldu. Örneğin aslında karışık stil yarışmalarında 50 metrelik performansları birbiri ile kıyaslamak çok doğru bir yaklaşım değil. Zira her 50 metrede farklı bir stil ile yüzülüyor. Sanırım kelebek, sırt üstü, kurbağalama ve serbest stilde yüzülüyor karışıkta. Son 50 metre serbest stilde olsa gerek. Diğerlerinin sıralamasından emin değilim.

Emin olduğum bir şey varsa yolun çok başındayız ve disiplinli, hırslı, azimli ve çalışkan bir şekilde üstelik de tertemiz duygularla geliyoruz. Su gibi tertemiz geliyoruz. Adana Demirspor geliyor. Yüzme takımımız pırıl pırıl kardeşlerimizin omuzlarında yükseliyor. Helal olsun size arkadaşlar. BAZILARI ASLA YILMAZ.

Resimler Adana Demirspor Yüzme Takımı (YENİLMEZ ARMADA) facebook adresinden, bilgiler Yüzme Federasyonu'nun resmi sitesinden alınmıştır. 

22 Aralık 2011

71. Yıl

Resmi kayıtlarda 28.12.1940 doğumluyuz; 71. yaşımızı kutlayacağız. 24 Aralık Cumartesi günü Adana'da kulübün organize ettiği kutlamalar olacak.

Geçen yıl bugün Ankara'da 70. yıl söyleşimizi gerçekleştirmiştik. (70. yılda yapılan etkinliklere ulaşmak için tıklayın: http://www.adanademirspor.net/search/label/70.Y%C4%B1l) Taraftarın ön ayak olduğu bu girişimlere kulübün de sahip çıkması güzel bir gelişme.

71 yılımızın son 16 yılı liglerin en uzağından uzakta, kahır ve dertlerle geçti. Belde takımlarına yenilip, semt takımlarına yenilip, sevindirmediğimiz Anadolu kenti kalmadı. Yönetimlerimizde sıkıntılar bitmek bilmedi. Adana Demirspor'a dair tek doğru, tribünüydü. Onca sıkıntıya rağmen tribünüyle ayakta kaldı bu takım.

Tribünün gücü ayakta kaldığı sürece bizi yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Ama istiyoruz ki artık kulüp de tribünün seviyesine gelsin. Kulüp, yöneticisiyle, teknik ekibiyle, sahadaki oyuncusuyla 71 yaşındaki takıma uygun hareket etsin.

Herkes görevini yaparsa olur. Yönetici, planlı programlı para harcayıp; teknik adam herşeyiyle takıma odaklanıp; futbolcu sözleşmesinin gereğini yapıp sahaya karakterini sahaya yansıtsın ve artık 72. yılımızda aynı sözleri söylemeyelim, bir adım ileri gitmiş olalım.

21 Aralık 2011

İşgaldekilerle Söyleşi

Starbucks işgalindeki Demirsporlular, blogumuza bir mektup yazarak destek istemişlerdi (http://www.adanademirspor.net/2011/12/starbucks-isgalindeki-demirsporlular.html).

İstanbul Tayfası'ndaki arkadaşlar fikri takip yapmışlar ve işgaldekilerle söyleşi yapmışlar. Okumak için Burayı Tıklayınız

Konuk Yazar: "Bize de Çok Koyuyor"

Nadir Avşaroğlu'nun yazısına bir başka Demirsporlu baba Alpaslan Kuşvuran'dan destek/cevap geldi. Demirsporlu bir çocuk yetiştirmenin, Demirspor'dan kaynaklı dertlerine bir katkı... Demirsporluluk hikayelerine bir örnek.

Seviyoruz seni Orkun!

--

Bize de çok koyuyor Nadir bey, bize de...Benim de 2005 Ekim doğumlu yani 7 yaşında bir oğlum var.İlk maçına henüz 3 yaşındayken İDÇ ile oynadığımız kupa maçında gitti. Takımda formamızın arkasına numarasını ve ismini yazdıracağımız bir oyuncumuz olmadığı (!) için kendi adını (Orkun) ve o günkü yaşını (3) yazdırdık. Aradan zaman geçince bu sefer de 9 numaralı bir forma yaptırdık ama yine yıldızımız(!) olmadığı için bir nevi mecburiyetten dolayı yine kendi adını yazdırdık. Ondan sonra formalar, kaşkollar vs. derken hayatına Demirspor iyiden iyiye girdi. Kıyafetlerinin nerdeyse tamamına yakını mavi-lacivertti. Birçok maça ve antrenmanlara birlikte gitmeye başladık, çünkü evden her çıkışımda formasını giyiyor ve kapının önünde beni bekliyordu. Soğuk günlerde dahi ikna edemiyordum. Yani hayatına mavi-lacivert aşk girmişti bir kere...



Tavşanlı'ya elendiğimiz maç için gittiğimiz Antalya'da saatler öncesinden bizi evden çıkarmıştı. "Baba Adana'dan taraftarlarımız gelmiştir, hadi onların yanına gidelim" diye... “Oğlum daha maça kaç saat var sıkılırsın oralarda” demiştim ama dinletememiştim. Heyecan sarmıştı bir kere, durdurabilmek ne mümkündü…
Sıkılmamıştı da, aksine öyle mutlu, öyle heyecanlıydı ki… Atatürk Stadyumu’nun önünde çektiğim "Uyuyan Demirsporlu Çocuklar" fotoğrafını o söylemişti çekmem için. Hatta kaşkolunu alıp yanlarına uzanmak istemişti ama yol yorgunluğu ile derin bir uykuya dalan çocukları rahatsız etmemek için oğlumu engellemiştim.


Onlarla birlikte o anı paylaşamadığı için çok üzülmüş olmalı ki dinlenmek için gittiğimiz kafede koltuğun üzerine uzanmış tıpkı onlar gibi yüzünü ışık gelmesin diye kaşkolla örtmüştü. O anda çok duygulanmıştım ve hayatımda ilk defa “Acaba Demirspor aşkını oğluma bu kadar verdiğim için ileride pişman olur muyum” diye kendimi sorgulamıştım.



Ondan sonra iyi bir Demirsporlu olmuştu. İnternette arama yapıyor, tribün görüntülerini izliyor, fotoğraflara bakıyor, hatta ”Demirspor Marşları” CD’sini koyup keyifle dinliyordu. Ta ki…2010 yılı Ekim ayında mecburiyetten dolayı Çankırı’ya gelene kadar. İlk geldiğimizde yine sıkı bir Demirsporluydu ama anaokuluna gidip arkadaş ortamına girince dengeler bozuldu. Çünkü artık küçük bir Anadolu kentindeydik ve çocukların hepsi İstanbul takımlarını tutuyordu. İlk başlarda ısrarla tutmaya devam etti henüz çocuk yaşına rağmen. Hatta diğer arkadaşlarının okula İstanbul takımı formaları ile geldiklerini söyleyip “baba bende Demirspor forması ile okula gitmek istiyorum” demişti. Birçok kere gitmişti de…Önceden Adana Demirspor diyen oğlum artık “Demirspor” demeye de başlamıştı ki artık tam bir Demirsporlu! olmuştu.
Ama çok fazla uzun sürmedi bu durum. Birkaç ay sonra oğlumun söylediği şu sözler karşısında söyleyecek bir yanıt bulamadım. “Baba ben artık Demirsporlu değilim, Beşiktaşlıyım. Çünkü HİÇ KİMSE DEMİRSPOR DİYE BİR TAKIMI TANIMIYOR. Anlatıyorum, var diyorum ama inanmıyorlar..." Benim için sözün bittiği yer orasıydı ve artık oğlum o gün bu gündür (1 yıldır) Beşiktaşlı. O gün söylediği sözler hala kulaklarımda ve içimi çok acıtıyor. Bense bugün hala sessizim.

Bu hafta takımımız Çankırı’daydı. Yine kapının önüne geldi ve çok ağladı. “Baba dün beni otele takımın yanına götürmedin. Bugün maça götüreceksin. Götürmezsen seninle 95 yıl küserim” dedi. Hava çok soğuk olduğu için bir şekilde ikna ettim. Belki ileride biraz daha büyüyünce, biraz daha bilinçlendiği zaman yeniden Demirsporluyum der. Kim bilir…

Bugünse zaman zaman bu duruma içerlediğimi anlıyor ve adeta teselli edercesine diyor ki “Baba ben Beşiktaşlıyım ama 2. takımım Demirspor”.Bense herkese söylediğim sözü oğluma da söylüyorum. “Bir gönüle iki sevda sığmaz oğlum, sen istediğin takımı tut..."

(Benzer bir hikayeyi de daha önce Mehmet Dalgıç yazmıştı: http://www.adanademirspor.net/2011/05/konuk-yazar-ben-demirsporluyum.html)

Yüzme Yarışları Başlıyor...

Yarın (22 Aralık Perşembe) Adana Demirspor'umuz Türkiye Kısa Kulvar Şampiyonası'nda havuzda boy gösterecek. Yarışlar öğleden önce gerçekleşecek. İstanbul Galatasaray Burhan Felek Yüzme Havuzu'nda 4 yüzücümüz kulaçları dar edecekler rakiplerine. Havuzdaki varlığı ile yetinecek konuma gelmişken Demirspor'umun, nasıl da palazlanmaya başladığımızı göstereceğiz İstanbul'a ve Türkiye'ye.

Yarın 15 yaş 50 metre kurbağalama bayanlarda İrem ER, 14 yaş bayanlar 200 metre ferdi karışık bayanlarda Hendenur KUTSAL, 14 yaş bayanlar 100 metre serbestte İlknur ÖZDEN ve 13 yaş erkekler 100 metre kelebekte Ertuğ ALDATMAZ yarışacak.

İmkanı olanların tribündeki yerlerini alması, havuz kenarında bir mavi atkının fazladan sallanması, bir lacivert formanın bu genç yüreklere destek vermesi eminim bize bir kulaç avantaj sağlayacaktır. Burhan Felek Yüzme Havuzu Üsküdar'da, Nuhkuyu Caddesi'nde Askerlik Şubesi'nin yanındaymış. 

İstanbul'u bilenler için havuzun maps.google.com üzerindeki görüntüsü aşağıda. A harfi ile gösterilen yere tekabül ediyor havuz. Umarım gidebilenler olur. Özellikle İstanbul Tayfası'ndan ümitliyim.

Adana Demirspor-Kayseri Erciyesspor:2-1

Hangi saikle olursa olsun, hangi ligde, hangi kategoride, hangi organizasyonda olursa olsun o formayı giyiyorsanız iddialı olacaksınız. Türkiye Kupası'nda yoluna devam eden takımıma kupaya verdiği önem için teşekkür ediyorum. Kupada gösterilen performansın, kupada yapılan gerçek antrenmanın lige yansımasını umut ediyorum. Şimdi sıra Adıyaman'da, hadi artık kendimize gelelim.

Lig Gitti, Tek Hedef Kupa!

Futbol klişesi : Kupadan elendik, artık tamamiyle lige konsantre olacağız.

Demirspor bu, her işi ters. Ben gariban taraftar daha da ters o zaman: Lige havlu attık, şimdi tek hedef kupa!

Kupayı önemsiyorum. Lig gitti, bari kupa da gitmesin.

Playofflardan, ektra playofflardan bahsetmeyin, biber gazlı, beş'li (5) fotoğraflar var elimde, onları koyarım ha! Doymadınız mı arkadaş?

20 Aralık 2011

Demir Kulaçlarla Havuza Dönüyoruz...

Adana Demirspor'u Adana Demirspor yapan spor dallarının başında geliyor yüzme. Tarihimizin yüz akı, son dönemdeki yönetimlerimizin yüz karası. Bu alanda güzel şeylerin olduğunu yazmıştık. Tarihin tozlu raflarından çıkarılan, bir güzel silindikten, silkindikten sonra kendine gelen yüzme takımımız bu kez önemli bir turnuva ile suları titretecek.

2011 Türkiye Kısa Kulvar Yüzme Yarışması'nda ismiyle cismiyle profesyonel olarak Adana Demirspor da var. Takımımız yarın yola çıkıyor. En yoğun yüzme günümüz Cumartesi günü olacakmış. 

Türkiye Yüzme Federasyonu'nun sitesinde yazanlara göre 4 sporcu ile toplam 11 dalda yarışacağız. Bu güzel gelişmelere Ramazan ÖLÇER vesile oldu, üstelik kurulmuş olmak için de bir takım kurmadı, iddialı bir takım kurdu. Her branşta ses getirmeyi amaçlıyoruz. Kendisine teşekkürü borç biliyorum. 

Yüzücülerimizin isimleri ve yarışacakları branşlara ilişkin bilgi vereyim:

Aldatmaz ERTUĞ:100 metre kelebek ve 100 metre karışık

Er İREM: 50, 100 ve 200 metre kurbağalama ile 100 metre karışık

Kutsal HANDENUR: 100 metre kurbağalama, 100 metre kelebek ve 100 metre karışık, 200 metre karışık

Özden İLKNUR: 100 metre serbest.

Yarışların gününü henüz bilmiyorum. Ramazan resimleri ve yarış günlerini, hangi havuzda yüzüleceğini vs. ayrıca ileteceğini söyledi. Elimizden geldiğince paylaşacağız yavaş yavaş efsane oluşumuzu. 

Konuk Yazar: "Demirspor Yetkililerine Açık Mektup"

Çankırı maçına, oğluyla birlikte, bizimle gelen Nadir Avşaroğlu, maç dönüşü hüznünü ve kızgınlığını yazıya döktü. Çocuğunu da Demirsporlu yapmak sorumululuğuyla hareket eden Nadir Abi, açıktan soruyor: "Küme düşme potasındaki bir kasaba takımını yenemiyorsak, 2 pas üst üste yapamıyorsak, maça birlikte gittim oğlum beni teselli ediyorsa, ben oğlumu nasıl Demirsporlu yapacağım?"

demirgibiyiz@gmail.com'a konuk yazarlarımızın yazılarını bekliyoruz.

--
Ben 1980 yılında okumak için memleketten çıkmış, okul bittikten sonra da ekmeğimin derdine Ankara’ya yerleşmiş bir Çukurova çocuğuyum. Çocukluğumu, gençliğimi, sevdalarımı, hayallerimi bıraktığım bu kente en çok ailemin dışında Demirspor’u özlerim.

Aslında Ankara’da Demirspor’lu olmak ve hala 30 sene sonra öyle kalmak hayli zor. Tüm arkadaşlarım, her hafta sonu Lokal ya da Dernek gibi yerlerde toplanıp tuttukları takımın maçını seyrediyorlar. Takımın durumu hakkında mütalaa yapıyorlar. Siz öylece bir garip vaziyette o masada konu mankeni oluyorsunuz. Demirspor’a dair tek dedikleri “Demirspor şimdi Bank Asya’da mı, alt ligde mi” olunca maça 1-0 mağlup başlıyorsunuz.

50 yaşına geldim. Hala bu sevda dinmedi. Oğluma ve kızıma Demirspor’un 70’li yıllarını, kaptan Tekin’le yaptığımız maçları, Kasap Burhan’ın bize verdiği bayram harçlıklarını ve en çok da 5 Ocak’taki maçları anlatıyorum.

Korkuyorum. Benim çocuklarımın da tüm büyük kentteki çocuklar gibi İstanbul’un üç büyük (büyütülmüş) kulübüne sevdalanmasından korkuyorum. İstiyorum ki onlarda benim gibi, kendi kentinin takımına, köklerinin olduğu topraklara sevdalansın. Bir baba olarak bu benim hakkım. Bu doğrultuda ben üstüme düşeni yapmaya çalışıyorum. Bu yüzden her Adana’ya gelişimi Demirspor’un maçlarına denk getirir, olabildiğince Ankara’ya yakın deplasmanlara giderim.



Çankırı deplasmanına da böyle gittim. 14 yaşına gelen oğlumla beraber, maça gittik. Özellikle yakın ve kolay sayılabilecek bir rakibin deplasmanını seçtim ki, oğlum bir galibiyet görsün. Babasının takımı ile birlikte bir coşku ve heyecan duysun. Bu maçta dahi mağlup olduk. Denilebilinir ki; bu klasik bir durum, yıllardır Demirspor kasaba, köy takımlarına mağlup oluyor. Ama artık benim zoruma gidiyor.

Evvelden içime atıyordum, nice mağlubiyetlerden sonra boynumu büküp uzun deplasmanlardan evime dönüyordum. Ama artık oğlumun yanında köy takımlarına mağlup olmak zoruma gidiyor. Sanki o büyükmüş gibi benim omzuma elini koyup “üzülme baba, gelecek hafta Adıyaman maçını alırız” demesi bana çok koyuyor. Ben demiyorum ki, Feneri, Beşiktaş’ı yenelim. Ama düşme potasındaki bir Çankırı’yı da yenelim be kardeşim. Bu durum artık benim ağırıma gidiyor.


50 yaşıma geldim. Hala armanın peşinde yollardayım. Bir büyük kentte Demirsporlu olmanın zorluğunu ve gururunu yaşıyorum. Her baba gibi istiyorum ki benim oğlumda bu gurura ortak olsun, babası gibi Demirsporlu olsun. Ancak yönetim mi, teknik kadro mu, oyuncular mı; biri çıksın bana söylesin. Ben çocuğumu nasıl Demirsporlu yapacağım. Onca yol tepip gittiğimiz Çankırı deplasmanında dahi bu çocuk, bir galibiyet, bir futbol, bir oyun göremiyorsa, ben oğlumu nasıl armanın peşinden götüreceğim.

Ben artık bittim, tükendim. Bu tükenmişliğe oğlumu da ortak mı etmeliyim bilmiyorum. Yoksa o da diğer çocuklar gibi İstanbul’un 3 büyük kulübünü tutarak kendini mi kurtarmalı bilmiyorum. Ama bir yetkili, bir sorumlu bana akıl versin istiyorum. Küme düşme potasındaki bir kasaba takımını yenemiyorsak, 2 pas üst üste yapamıyorsak, maça birlikte gittim oğlum beni teselli ediyorsa, ben oğlumu nasıl Demirsporlu yapacağım? İnanın bana bu durum bana çok koyuyor…

19 Aralık 2011

Konuk Yazar: "Tanıyabildiniz Mi?"

Çankırı maçı öncesi, yollara düşeceklere tavsiyelerde bulunan Alpaslan Kuşvuran, maçla ilgili görüşlerini de bizimle paylaştı. Alpaslan Abi futbolcuları, birazcık saygıya davet ediyor; taraftara saygıya...

"En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim, ben bugün Demirspor’u tanıyamadım. İnanıyorum ki futbolcularımız da kendilerini tanıyamadılar. Bu karşılaşmanın bir yol kazası olduğuna ve sizlerin de bugünkü oyunu kendinize yakıştıramadığınıza inanıyorum. Bugün bir kez daha görüldü ki hiçbir maç oynanmadan kazanılmıyor. Eğer başka bir neden yoksa rakibin puan durumundaki yeri oyuncularımızı rehavete sokmuş olmalı. Tek tek oyuncularımızı değerlendirmek istemiyorum çünkü bugün takım halinde iyi değildik. Maç boyunca organize tek bir atağımız dahi olmadı. Girdiğimiz birkaç gol pozisyonunu da maalesef değerlendiremedik. Gol yollarındaki etkisiz oyunumuza ve maçın geneline yaydığımız “ne yaptığını bilmez” tavrımıza, rakibe bol pozisyon vermeyi de ekleyince bugün kaybetmek kaçınılmaz oldu.

Oyuncularımızı bireysel olarak ele aldığımızda kaliteli bir ekipten oluştuğumuza inanıyorum. Ama bireysel yetenekler takım oyununa dönüştürülmeyince de bir anlam ifade etmiyor. Futbol da bir takım oyunu olduğuna göre herşeyden önce bizim takım olma yolunda önemli adımlar atmamız gerekiyor. Rakiplerimizin önemli kayıplar verdiği bir haftada, vasatın altında kadroya sahip bir takıma kaybederek, deyim yerindeyse kendi ayağımıza kurşun sıktık. Her ne kadar ligin sonlarına yaklaşmadıysak da ilerleyen haftalarda bu puanları arayacağımız aşikâr.

Bir şekilde bu maçı unutup bundan sonraki haftalarda bu puan kaybını telafi etmeli, bir an önce kendimize gelerek iyi bir çıkış yakalamak zorundayız. Bunu yapacak olan yegâne ekip de oyuncularımız. Futbolcu arkadaşlarım taraftarımız elinden geleni fazlasıyla yapıyor. İç saha-dış saha demeden koşulsuz olarak size destek veriyor. Bu taraftar sizlerden çok şey istemiyor. Kış günü Adana’dan, İstanbul’dan, Kayseri’den, Yozgat’tan, Ankara’dan ve başka illerden fedakârlık yaparak gelen Demirsporlu insanların emeğine saygı duyun yeter."

U18: Tarsus İ.Y.:0-Adana Demirspor:1

U18lerimiz, Tarsus'u da yenerek galibiyet serisini sürdürdü. Grupta ikinci sıradaki yerini korudu.

İkinci devre ara vermeden başlıyor. 25 Aralık'ta rakip, ilk maçta 2-2 berabere kaldığımız Ankaraspor.

18 Aralık 2011

Düşme Potasındaki Takıma Puan Vermek

Bir Demirspor alışkanlığı: Düşme potasındaki takıma puan vermek. Futbolcular, teknik ekipler değişiyor ama bu alışkanlık değişmiyor.

En göze batan örnekler: 2007'de "Uzay takımımız"la, galibiyetsiz Uşakspor'a yenilmek, ertesi yıl son sıradaki Afyon'a puan vermemiz, geen yıl aylardır galip gelemeyen Kocaeli'ne kaybetmemiz... ve şimdi -12 averajlı, 12 haftada 9 gol atabilmiş Çankırı'dan 2 gol yiyerek yenilmemiz.

Neden?

Hepsinin bir mazareti vardır elbet. Ama hepsinin perde arkasında bazı gerçekleri de vardır... Futbolcuların vermek istediği mesajlar vardır!

Değişmeyen şu ki: Demirspor'da başarısızlık adına hiçbir şey değişmiyor. Ahmet, Memhet, Saffet; hepsi aynı teraneye binmiş gidiyor...

Çankırı'dan Enstantaneler#3

Pankartımız, yeni bir stat daha gördü:



Çankırı'dan Enstantaneler#2

Uzun süre sonra kalabalık sayılacak bir ekiple gittik deplasmana. Daha çok kişiye ulaşabilirdik ama amacımız öncelikle bizimle temas kuran, bize mail atan, blogu takip eden arkadaşlarla gitmekti; arabayı bu ilk halkayla doldurunca daha ötesine geçmek istemedik.




Çankırı'dan Enstantaneler#1




Bir Anadolu Kenti Daha...

Bir Anadolu kentini daha mutlu ettik bugün. Adana'dan, İstanbul'dan, Ankara'dan, Kayseri'den gelen Demirsporlular bugün tek galibiyetli Çankırısporluların sevincini izlemek zorunda kaldı.

Bence takım berbattı. Soner dışında kimse iki yıldız dahi alamaz. U18 maçlarından daha çok keyif alıyorum.

Sahadakilerde hiçbir kıpırtı olamyınca tribün de havaya giremiyor. Uyduruk bir şehir, uyduruk bir stat, berbat bir zemin... Konuk takım seyircisinin yanına alınıp işi gücü tahrik olan saçmasapan ev sahibi taraftar.

Bugünün tek güzel yanı hep birlikte maç izlemekti. Vertumnus'un bizimle olmasıydı. Ama izlediğim maç, gerçekten çok kötüydü.

Futbolcularımıza bu başarılarından dolayı teşekkür(!) ediyoruz.

Çankırıspor-Adana Demirspor: 2-1

Yavuz detayları yazacaktır, resim paylaşacaktır muhtemelen. 

Tayfun Özkan ve Soner dışında kimseyi beğenmedim. Biraz da çıkan Erçağ iyiydi. Tüm rakiplerin puan kaybettiği haftada kazansak harika olurdu. Kaybettiğimiz haftada rakiplerin puan kaybına şükrediyoruz. Bandırma son üç haftada üç galibiyet alsa belki play-off hesapları yapmaya başlamış, havlu atmıştık. İnatla havlu attırmıyor rakiplerimiz bize. Üstelik bize rağmen. Çok güzel işler yapabileceğimizi aslında ortaya koymuştuk. Ben dahil taraftarların önemli bölümünün aklında "acaba bu çocuklar yapabilir mi" umudu belirmişti. 

Bu umudu kendimiz söndürdükçe rakiplerimiz canlı tutuyor. Çankırıspor kimse kusura bakmasın küçük bir takım. Küçücük bir takım. O takım bizi yarı sahamıza hapsetti. Üstelik düşme hesaplarının yapılmasına daha çok vardı. Bizden çekinir gibi bir havası başlarda. Biz oynayamayınca onlar gördüler ki savaşarak Demirspor'u yenmek mümkün. Gerekeni yaptılar, savaştılar, yendiler helal olsun. Futbolun gerektirdiği mücadeleyi ortaya koyan sonucu da aldı. Taraftar iyiydi, ama taraftarın enerjisi sahaya yansımadı. Futbolcular ama şu ama bu sebeple boynumuzu yine büktüler, yine bir mutsuzu sevindirdik. Takımlar için ahiret olsa, Demirspor cennetlik, futbolcuları cehennemlik olurdu sanırım son 16 yılda. Yine de bu maçta art niyet sezmedim. Üzücü bir tablo oldu. 

Acilen toparlanmalıyız.

17 Aralık 2011

Toparlanman Lazım

Deplasmana çıkmadan önce Kesmeşeker'in yeni albümünü dinliyorum ona bilahare değinirim; yarınki maçın havasını, havamızı anlatabilen bir şarkı seçtim: Flört, Uyanman Lazım.

Uzun süre sonra deplasmana biz bizenin biraz daha ötesinde, kalabalıkça giderken ve acil puana ihtiyaç duyarken, canımızı sıkacak işler kafamızı kurcalarken... toparlanmamız lazım!

"uyurken, uyanıkken,
rahatsız olduğun şeyler,
kafanın içinde tilki gibi dolaşıyor.
yorgunsun, susamışsın.
iki fikire muhtaçsın.
en iyisi uyan artık.
hatta hiç uyuma!

kalk!
birşey yap.
artık toparlanman lazım!

otobüste, evinde,
karşıdan karşıya geçerken,
senin hakkında planlar yapıyorlar.
bölümler, bölünmeler,
kutuplar, kutupçuklar,
seni hergün biraz daha yıpratıyor.

hadi kalk!
birşey yap.
artık toparlanman lazım!
hadi kalk!
birşey yap.
artık uyanman lazım!

toprağını eker biçerdin.
kendi kendine yeterdin.
bugün düştüğün şu duruma, şu hale bak.
hava senin, güneş senin.
var olduğun hayat senin.
sana ait olanı bir bir satıyorlar."

Dinle: www.youtube.com/watch?v=-uqYFqCQV9g

16 Aralık 2011

Heyecan

Sahada olan bitenden bağımsız seviyoruz Demirspor'u; kulislerde olan bitenden bağımsız; gazetelerden manşetlerden de... Onlardan çok uzakta; olan bitenden çok ileride... Onları da sevmek isterdik. Bize pek yardımcı olmuyorlar. Yazıp çiziyoruz elimizden geldiğince, kime ne kadar ulaşıyor bilmiyoruz. Ama birşeyler olduğu da ortada. Biz tribünden, omuz omuza seviyoruz Demirspor'u; deplasmana gitme heyecanını büyüte büyüte...

"sana ulaşmak için en kötü havalarda,
insanlara karmaşaya hep tahammül ettim.
şikayet değil bunlar,
aksine çok memnunum,
çünkü şu koca şehirde aklıma huzur veren tek sen varsın."

(http://www.youtube.com/watch?v=a2km_germT8)

15 Aralık 2011

Tribünün Gücü

"Geçtiğimiz hafta sonu U18 takımımızı desteklemeye gittik. Daha önce Ankaraspor maçında gençlerimizi yalnız bırakmamıştık. Elmadağ'daki maçta pankartımızı astığımız sırada, A.Güçlü gençler ve onların aileleri şaşkın şaşkın bizi izliyordu. O sırada A.Güçlü oyunculardan bazıları "yıllardır oynuyoruz, bir kere bizi desteklemeye gelmedi bizim tribün" diye serzenişte bulundu; hatta bir tanesi de maç sonu "Rafet Başkan" nasıl diye sordu.

Adana Demirspor'un her kategorideki sporcusu bizim için değerlidir, biz onları her yerde her zaman destekleriz. Geçtiğimiz yıllarda, rekortmen yüzücümüz Behçet Kurtiç'i de yine bir yarışmasında desteklemiştik ve havuzda ilk kez tezahürat sesleri duyulmuştu.

Mavi-Lacivert renkleri, demir kanatlı logoyu kovalamaya devam ediyoruz; amacımız onu daha yukarılara taşımak. Zaten Adana Demirspor tribünü, takımının olduğu yerden çok ötede. Biz artık takımın da tribünün seviyesine gelmesini istiyoruz. Bu amaçla, bilgimizi, emeğimizi, zamanımızı Demirspor için harcıyoruz.

Bunun için tribünün, tıpkı stat içinde olduğu gibi, Demirspor adına ortak işler üretmesi gerektiğine de inanıyorum. Bekir Çınar'ın Anma Turnuvası bu konuda iyi bir adım; güzel bir başlangıçtı. 5 Ocak Stadı'nda Şimşekler Grubu'nun önderliğinde hep bir ağızdan takımına yürek veren Demirsporlular, tribünün gücünü her yerde hissettirmeli. Tribünün gücünü birleştirmesi, pek çok alanda işlerin değişmesini sağlayacak. Biz kendi gücümüzün farkında olursak, Demirspor'u yıllardır başarısızlığa mahkum edenlerin işleri yolunda gitmeyecek. Eğer biz birlik olursak, yerel basının engellemeleri, eski yöneticilerin gayretleri hep boşa çıkacak. Unutmayalım ki bir takımın asli sahibi taraftarlarıdır ve onlar kendi seslerini gür çıkardığı sürece, başkalarının sesini bastıracaktır.

Biliyorum, geçmiş anılar, kişisel kırgınlıklar bu birliği engelliyor. Pek çok konuda farklı düşünüyor olabiliriz. Ama farklılıklarımız kadar ortak noktalarımız da var. Bu noktaları birleştirmek bizim elimizde. Bu yönde adımlar atmak için kendimiz olumsuz değil olumlu bahaneler bulalım. Bölündükçe güçsüz, birleştikçe güçlüyüz!"

http://www.demirsporplatformu.com/yazarlar/tribunun-gucu.html adresinde de yayınlandı.

U18: Adana Demirspor:5-Kırıkkale:1

MKE takımlarına gol yağdırmaya devam ediyoruz! U18'ler hafta içi mesaisinde Kırıkkale'yi 5 golle geçti. Golcülerimiz iyi çalıştı: Muhittin, Yusuf Kemal, Yasin, Yunus, Ali Osman.

Grupta 3. sıradayız.

18 Aralık pazar günü, devrenin son maçında Tarsus İ.Y. ile oynuyoruz.

14 Aralık 2011

Facebook Sayfamız

Sağ menüde facebook sayfamızın linki var. (http://www.facebook.com/#!/group.php?gid=7506912135)

Pek aktif kullanmıyoruz ama bu blogun yazarları tarafından açılmıştı. Sayfanın duvarında Enver Kfrn nickli kişinin duyurduğu yeni bir sayfa varmış. Aynı adı (Adana Demirspor Ankara Tayfası) kullanıyor. Bu kişinin açtığı sayfanın bizle ilgisi yoktur. Bizim sayfamıza ulaşmak için sağ menüdeki Facebook linkine tıklayabilirsiniz.

Beykozlular Eylemde

Beykozlu Semtimiz Sevdamız blogu, taa ilk günlerden beri destekçimiz, takipçimiz. Son zamanlar da herkes kendi derdine düştü tabii; paslaşmamız biraz azaldı. Bizim gibi iki yıl önce bir yükseliş gösterdiler ama işler yolunda gitmedi ve geçen yıl Bölgesel Amatör Lig'e düşmüşlerdi.

Şimdi taraftarlar, Boğazın Yargıçları eylemde. Semtlerini takıma sahip çıkmaya çağırıyorlar. Ne kadar tanıdık bir talep değil mi?

Diyorlar ki;

"Hepiniz suçlusunuz. Bu güne kadar çuvaldızı kendimize batırıyorduk ama artık değil. Bu konuda misyonumuzun üstüne çıktık. Maça gelmeyen esnafı da, bilet almadan duvardan atlayan çocuğu da, Maç çıkışı bizi meydan görüp "Maç kaç kaç" diye soranı da. Arabasının arkasına diğer takımların atkısını asanı da. (...) Beykoz ormanlarını, topraklarını parseleyip holdingler kurup takıma 5 kuruş faydası olmayanları da. Ülke genelinde popüler derneklerin, partilerin şubesini açıp Beykoz adını tabelaya yazıp, Beykoz‘a uzak olanı da. Kendini mahallesinin futbol takımını Beykozspor'a rakip görüp Beykoz‘u hasım bileni de. Oturduğu lüks konakları ayrı bir ilçe zannedenleri de. Manzaralarımızı çalıp keyif süren ama Beykoz dan bi’ haber olan yalı sakini de. Lanet olasıca kulüp binasıdan rant bekleyenide. Alacakları yüzünden kulübe haciz göndereni de.

(...)3 büyük değerimiz ; Tekel, Deri Kundura, Şişecam gitti. 4.sü de gitmesin.

Tarihte Beykozu düşüren insanlar olarak yargılanmak istemiyorsanız sorumluluklarınızı yerine getirin."

semtimizsevdamiz.blogspot.com/2011/12/aclk-grevine-kadar-gider.html

Starbucks İşgali'ndeki Demirsporlular

Bir süredir ABD'de başlayan ve diğer kıtalara da yayılan bir eylem türü var: İşgal et hareketi. Wall Street'te, Oackland'da, Londra'da ses getirici ve uzun süreli eylemler yaptılar (occupylsx.org ve occupywallst.org adreslerine bakabilirsiniz). Sloganları, "biz yüzde 99'uz!" Dünyayı yöneten, küresel şirketlerin elitlerine karşı halkın ve tabanın sesi olmaya çalışıyorlar. Eski usül örgütlü eylemlerden farklı, lidersiz, öndersiz ve çok-sesliliğe dayanan bir süreç. Parti ve sendika bürokrasinin çok ağır olduğu Türkiye'de böylesi bir girişimin yankı bulması zaman aldı tabii. Boğaziçi'ndeki ilk girişim, bu yönde bir adım. Şu adresteki yazıdan eylemle ilgili bilgi alabilirsiniz: bianet.org/bianet/siyaset/134743-starbucks-isgali-ve-mutena-kampus

Eylemdeki Deimirsporlulardan da ses var! Demirspor tribününden yetişmiş ve üniversiteyi kazanıp Boğaziçi'nde okumaya başlayan bir arkadaşımızdan demirgibiyiz@gmail.com'a mail geldi. İşgaldeki Demirsporlu arkadaşlar, eylemlerine destek bekliyorlar. Aktarıyorum:


"Biz dokuz gün önce Boğaziçi Üniversitesi güney kampüste yeni kurulan Starbucks'ı işgal ettik. İlk olarak biraz Starbucks'ı tanıyalım. Starbucks, Güney Amerika'da insanları ölümüne ve karın tokluğuna kahve tarlalarında çalıştıran, ayrıca şubeler açtığı ülkelerde insanları yine zor koşullar altında çalıştıran emperyalist bir şirkettir. İşte biz Boğaziçi'nin duyarlı öğrencileri olarak, yerleşkesinde doğru düzgün bir yemekhane bile bulunmayan, öğrencilerin rahatlıkla zaman geçirebilecekleri, söz sahibi olabilecekleri tek bir mekan bile yokken böyle bir yerin açılmasına karşı direnişe geçtik. Daha doğrusu sloganlaşan tabirle 'işgale işgalle karşılık verdik'.

Peki biz direnmeyi ve sesimizi yükseltmeyi nerden öğrendik? Biz kimden öğrendik zengine, patrona, koltuk sevdalısına güvenmemeyi, onlara boyun eğmemeyi? Bizim tek destekçimiz vardır. O da halkımızdır, halkımız insanlarıdır, halktan insanlardır. İşte Adana Demirspor bize bunu öğretmiştir ve şimdi Demirsporun bize öğretiklerini, Boğaziçili öğrencilerin Starbucks işgaline destek vererek, Şimşeklerin bu öğrettiklerini tüm memlekete göstermeye davet ediyoruz.

Tabii ki burdaki herkes Adanalı değil ve Demirspor hakkında net bir bilgiye sahip değil. Fakat biz Demirspor'u anlattık, tanıttık ve arkadaşlarımıza bu işgalden eğer haberleri olursa bize tam destek vereceklerini söyledik. Şimdi tam olarak yaptığımızda budur. Biz bu işgali yapanlar yıllardır herşeyimizi verdiğimiz Demirsporumuzu Boğaziçi starbucks işgaline dayanışmaya çağrıyoruz. Bu çağrı da vereceğiniz destek de yürekli, dürüst ve Demirsporlu herkesin boynunun borcudur."

13 Aralık 2011

Çankırı'ya Gideceklere...

Haftasonu Çankırı'ya gitmeyi planlıyoruz. Bize ulaşmak için demirgibiyiz@gmail.com'a mail atabilirsiniz.

Çankırı'da yaşayan Demirsporlulardan Alpaslan Kuşvuran abimizin yorumlarını sizlerle paylaşıyorum:

"Bu hafta sonu Çankırı'ya maça gelecek arkadaşlar için bazı genel bilgiler vermek istiyorum. Çankırıspor maçlarını küçük denilebilecek bir stadyumda oynamaktadır. Kapalı ve maraton tribünlerden oluşan stadyumda kale arkası tribün yoktur. İl güvenlik kurulu tarafından alınan karar gereği (maçlarına çok fazla ilgi olmadığı için) maraton tribüne seyirci alınmamaktadır.

Rakip takım taraftarları kapalı tribünün bir köşesinde demir parmaklıklarla ayrılan alana alınmaktadır. Çankırı 70 bin nüfuslu tipik bir İç Anadolu kentidir. Maçlara ilgi yok denecek kadar azdır. Kendilerini "Yarenler Grubu" (yanılmıyorsam?) olarak takdim eden yaklaşık 25-30 kişilik bir taraftar grubu maçlara düzenli olarak gelmektedir.

Bilet ücreti 3 TL (Bu yıl 5 TL olmuş) olmasına karşın en fazla 200-300 kişiye oynamaktadırlar. Takımlarının kötü olmasının da etkisi ile maça etki edecek bir seyirci baskısı genellikle söz konusu değildir. Bu yıl hiçbir maçlarına gidemedim, nasıl oynuyorlar bilmiyorum. Stadyumun zemini iyi denilebilecek düzeydedir. Bunun da bizim açımızdan avantaj olduğunu düşünmekteyim. Tribün sahaya yakın olduğu ve kale arkası olmadığı için tezahüratlarla maça etki yapabileceğimizi düşünüyorum.

Stadyum otogara ve tren istasyonuna yürüme mesafesindedir. İstanbul ve Ankara dışında direk otobüs seferleri yoktur ama Ankara'dan saat başı araç bulunabilir. Ankara-Çankırı arası otobüs ile 2 saat sürmektedir. Çankırı Güven ve Çankırı Özlem firmaları kentin otobüs firmaları olup, Kastamonu Özlem ve Metro Turizm'in Kastamonu arabaları ile Ulusoy otobüs firması ile de gelinebilir. Gerek öğrenci sirkülasyonu, gerekse Ankara'da yaşayan Çankırılıların hafta sonu hareketleri ile Pazar günü otobüslerde yer bulmakta sıkıntı yaşanabilir. Özellikle maça gelmek isteyen arkadaşların maç sonrası dönüş biletlerini mutlaka önceden yer ayırtıp maç günü de erkenden almalarını şiddetle tavsiye ederim.

Araba ile gelecek arkadaşlar için Ankara-Çankırı arası 130 km'dir. Havaalanı yolunu takip ettikten sonra Ülker fabrikasının oradan sağa dönerek (Akyurt-Kalecik yönü) Çankırı yoluna çıkılmaktadır. Buradan sonra kat edilecek mesafe 110 km olup, hiçbir yere dönmeden doğrudan Çankırı'ya ulaşılmaktadır. Yolun tamamı bölünmüş yol olmakla birlikte birçok yerde gizli buzlanma riski olduğu için ve asfaltın kalitesinin de iyi olmadığı göz önüne alınarak 110 km'den fazla hız yapılmamasını şiddetle tavsiye ederim. Rakip takım tarafını bilmiyorum ama stadyumda küçük bir büfede çay, su, simit, çekirdek ve bisküvi türü yiyecekler satılmaktadır ancak yine de maça gelmeden önce karnınızı doyurmanızı öneririm. Çünkü stadyum çevresinde yiyecek bulmak çok zordur. Kayseri ve çevresinden özel araçları ile gelmeyi düşünen arkadaşların ise Kayseri-Kırşehir-Kırıkkale-Kalecik-Çankırı Yolu'nu kullanmalarını tavsiye ederim. O yolu geçen ay kullandım, son derece rahat bir yol. Çankırı'da görüşmek dileğiyle... 1-0 olsun, bizim olsun..."

12 Aralık 2011

İstekler...

U18'lerin galibiyeti sonrası yolda yüzümüz gülüyordu. Ne çok zaman olmuş, mavi-lacivert bir yolculuğun sonunda böyle keyifli olmak! Taraftar bir parça mutluluk için yollara dökülmeye, heder olmaya hazır. Demir kanatlı logoya asılıp yukarılara çıkmaya özlemli...

Taraftar görevini yapıyor. Takımının peşinden koşuyor. Yönetici, futbolcu, teknik adam da yapsın diye bekliyoruz yıllardır. Herkes kendi işini yapsın!

Yönetici planını programını yapsın, hesabını kitabını tuttursun; teknik adam işine konsantre olsun, tesisi evi bellesin; futbolcu attığı imzanın karşılığını versin, formayı giyip aynaya baksın ve ben neredeyim ne yapıyorum desin. Kimse ayakoyunlarına mahal vermesin, aklını boş işlere düşürmesin...

Ne kadar zor istekler değil mi? Çok zormuş demek ki bunca yıldır gerçekleşmedi.

Belki bu yıl olur. Bekliyoruz...

Haftanın Ardından

Bay geçtiğimiz haftanın ardından 3 sıra geriye düştük. Bandırma, Kızılcahamam ve Fethiye puan kaybetti ancak Körfez ve Denizli kazandı. Zirveden 8 puan uzaktayız.



Haftaya rakip, Çankırıspor.

Kupa'da Rakip Erciyes

Türkiye Kupasıı 2. turda rakip Kayseri Erciyesspor oldu.

Maçlar 21 ve 22 Aralık'ta olacak; kendi sahamızda oynayacağız.

Diğer eşleşmeler için: http://www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=14073

Sporcukurova'dan Cevap Var

Yerel basın'da intihal vakaları başlıklı yazımız üzerine, sporcukurova.com adına Demirhan Yılgın'dan mail aldık. Bunu bir tekzip metni olarak görüp, bu yönde bir istekleri olmamasına rağmen yayınlıyorum. Kendi cevabımı da yorum olarak ekleyeceğim.

--

"Sevgili ankara tayfası son zamanlar yargısız infaz derecesine varan eleştirilerinize cevap vermek istedim ; Adana Demirspor - Elazığspor maçında haberin geç girmesine yaptığınız eleştiriden ötürü sizi kutlarım doğru editörler ve ben uyuduk sonuna kadar haklısınız ; ama övdüğünüz içinde bulunduğunuz adana demirspor platformuda gece 23:00 dan sonra galibiyet haberini girdi ama onu görmezden geldiniz ??

Haber koylama olayı kesinlikle yoktur burda duralım ! Ergun KARA haberleri mail olarak hem bizimle hemde adana demirspor platformu ile paylaşmaktadır kimin editör'ü aktifse o site haberi hızlı bir şekilde paylaşmaktadır...

Son olarak bizim kuruluş amacımız bellidir "spor01" bilindiği üzere bu zamana kadar Adana Demirspor'u karıştırmaktan öte bir mesafe kat edememiştir.. Bizde Menajerlerin yada teknik direktörlerin yada futbolcu , yöneticilerin kölesi olmadan onlardan nemalanmadan sadece Adana Demirspor'un menfaati ve adana spor basının pislikten arınmış sadece haber yapan cebibi doldurmuyan bir spor sitesi olması için çabalıyoruz..."

11 Aralık 2011

Bu İş Yürümüyor

Yerel medyanın durumu malum. Beklentileri karşılamaktan uzak. Beklentiler diyorsam, bunlar bizim beklentilerimiz. Yani bu blogda yazanlar. Özet geçelim; basının, medyanın görevi ne olmalıdır? Özellikle yerel basının "bağımsız"lığı ne kadar vardır, ne kadar olmalıdır? Bizim kafayı taktığımız mevzu bu temel mesleki ilkeler üzerine. Olay oradan çarpık başladığı için gerisi de aynı çarpıklıkla devam ediyor. "Medya ne olmalı, nasıl olmalı?" diye sormamızın nedeni bu.

Bizim haricimizde medya ile sorunu olanların, onu beğenmeyenlerin sıkıntısı daha kişisel boyutta. Medya mensubunun ilişkileri, tavırları, karakteri onun sevilmesinin, sevilmemesinin, onun çalıştığı medya organının takip edilmesinin de anahtarı oluyor. Gazeteciliği, haberciliği doğru yapıyor mu, amacı kamuoyunu bilgilendirmektense yönlendirmek mi? Bunlar bizim taktığımız kadar umursanmıyor. Elbette medya mensubunun kişiliği önemli, ama kişiliği yaptığı işin önüne geçmiyorsa, işine menfaatlerini karıştırmıyorsa benim için öncelik mesleğinin doğrularını yapmasındadır. Adana'nın spor medyasında bu doğruların ne kadar yapıldığı ise soru işareti.

Son günlerin taraftar gündeminde alternatif spor medyası konusu var. Demirspor taraftarı, iki defa kendi içinden alternatif medya yaratma girişiminde bulundu. Birincisi başarısız oldu, ikincisi de hali hazırda oluyor. İki defanın da başarısız olmasında sebepler vardır. Organizasyonun içinde olmak - olmamak konusunda her unsur özgürdür elbette. Ben gerçekten sebepleri merak etmiyorum, sebeplerin yarattığı bir sonuç var ortada. Bu bugünün sorunu da değil üstelik, tekrarlayan bir başarısızlık var. Benim birkaç tespitim var bu konuda:

- Demirspor taraftarı alternatif medya yaratma konusunda yine başarısız olmuştur. Alternatif medya için mevcut medyanın elemanları, abileri, imkanları vs. kullanıldıkça başarısızlık kaçınılmazdır.

- Eğer alternatif medya kurmak istiyorsak nedenlerimizi daha objektif ilkelere bağlamalıyız. Bu onun adamı, öbürü bunun düşmanı, öteki bize ters, beriki bizimle aynı fikirde vs... bizim ilkelerimiz olmamalı. Daha temelden hatalı çıkılıyor yola.

- Eğer bir çatı kurulacaksa herkes içinde yer almalı, kimse dışarıda bırakılmamalı. Bir araya gelinemiyorsa eyleme geçilmemeli. Önce kendi içimizde birlik olmalıyız, eğer gerçekten birlik olmak istiyorsak.

Son söz olarak bir de serzenişte bulunayım. Ne zaman "bir oluşum, site, organizasyon, kampanya vs... hayata geçiriyoruz, var mısınız, ne dersiniz?" denilse tayfa olarak desteğimizi esirgemiyoruz, gücümüz yettiğince yardımcı oluyoruz. Gel gör ki şu medya işinde yine arada / ortada / kenarda biz kalıyoruz. Bu kardeşlerinizi üzmeyin, önce orada birlik olun. Olunamıyorsa da daha hayata geçirilebilir projeler üzerine çalışalım.

U18: Ankaragücü:1-Adana Demirspor:4

U18lerimiz deplasmanda Ankaragücü'nü 4-1 yendi. Elmadağ Kamp Merkezi'nde oynanan maçta takımımızı yalnız bırakmadık.





İlk yarıda 1-0 öne geçtikten sonra devrenin uzatma dakikalarında rakibin golüne engel olamadık. İkinci yarıya rakip hızlı başlasa da ilk etkili atağımızda golü bulduk. 2-1 öne geçtikten sonra rakibin defans hattındaki boşluklara iyi sızdık ve skor 4-1'e geldi. Hücümda Yunus, Muhittin ve Ahmet, defans hattında da Mehmet, Cenk ve Emre Can başarılı oyunlarıyla göz doldurdu.



10 Aralık 2011

Konuk Yazar: "Tribünün Haykırışı"

"Gurbette demir gibi"lerden, Mehmet Dalgıç'ın demirgibiyiz@gmail.com'a gönderdiği yazıyı sizlerle paylaşıyoruz:

Uzun zaman sonra Adana Demirspor'u canlı izleme fırsatı buldum. Denizli Belediyespor, Sarıyer ve en son olarak Elazığspor maçılarını canlı izledim. Oynanan futbola alınan veya kaybedilen puan muhabbetlerine girmeyeceğim.

En son Elazığ maçından izlenimlerini aktarmak istiyorum.

Uzun zamandır arzulanan Adana Demirspor'u böyle istekli oynarken görmemiştim. Maçın kahramanı bir kere açık ve seçik görülüyor ki cefakar maratondu. Ne olduysa oldu kuzey kale arkası ile maratonun köşesi birleşti ve Şimşekler Grubuna kafa tutmaya başladı. İnanabiliyor musunuz hodri meydanlaşma had safhaya geldi. Taraftar coştukça coştu yılların özlemini hasretini sanki şampiyonluk maçı kazanmışçasına seviniyordu. tezahüratlarda yüklenildikçe yükleniliyor bağırmalara gırtlak yetmiyordu. 12 haftadır ortalıkta olmayan Tayfun Özkan bugün maçta atıyor attırıyor bir o kadar kaçırıyordu. Bu bile taraftara yetmiyordu. Herkes maçı bırakmıştı; gözler ya grubun içine ya da maratona bakıyordu.

Evet o an daha net ve açık gördüm ki bu haykırış bu coşku yılların getirmiş olduğu hasret şampiyonluk özlemi çekilen onca acı ve ızdırabın tribüne yansımasıydı.Taraftar ogün haykırdı. "Bu lige sığmıyoruz. Bitirin şu hasreti."

Bin kat daha eminim ki bu şehir, bu taraftar şampiyonluğa aç kalmış; o akşam yaşananlar gelecek olan bir şampiyonlukta Adana'nın sabahlara kadar kutlayacağı 40 gün 40 gecenin göstergesiydi.

'Karalık aydınlığa kavuşur elbet siz o gün şampiyonluğu kutlamayı görün.'"

Adana Demirspor'u Eleştirmek

Adana Demirspor'u eleştirmek, Adana Demirsporlulara yönelik bir haslettir. Demirspor'u eleştirmek için onun derinliğine vakıf olmak, tribününde olmak, olan bitenine hakim olmak gerekmektedir. Bizim öfkemiz, çok güçlüdür ve onları mahvedecektir.

Adana Demirspor'u sadece kendi konumlarını sabitleştirmek için kullananlar, bizim öfkemizle karşılaşacaklardır. Çeşitli platformlarda Demirspor'u küçümseyenler, onun adı altında, tribünü altında, logosu ve renkleri altında ezilenlerdir. Demirspor, sadece var olmaya devam ettikçe, onları ezmeye devam edecektir. Bizim gücümüz Demirspor'u ayakta tutmaya devam edecektir.

Adana Demirspor'u eleştirmek için, önce ona emek vermek, onun derdine tasasına ortak olmak; onu kişisel kariyerinin ötesinde bir yere konumlandırmak gerekmektedir.

9 Aralık 2011

Yerel Basın'da İntihal Vakaları...

İntihal, yani kaynak göstermeden kullanmak-kendi emeğiyle yazılmış gibi göstermek, yerel basınımızın sıkça başvurduğu bir yol. Başka sitelerde çıkan haberleri, noktasına virgülüne dokunmadan, kaynak göstermeden yayınlıyorlar.

Yerel spor basınımız, belki hep aynı isimlerin etrafında döndüğü için, aynı haberleri, aynı fotoğrafları kullanıp duruyor. Bir sitedeki haber en fazla 24 saat içinde aynen her yere sıçrıyor. Bunun adı, kopyala-yapıştır gazeteciliği!

Bu yapılan basın etiğiyle, habercilik ahlakıyla taban tabana zıt.

spor01'in berbat tarzına karşı daha eli yüzü düzgün bir site olarak beliren sporcukurova.com son dönemlerde bu yola çok başvuruyor. Bir süredir fark ettiğim ama o haberi önce kim girdiğini göremediğim için karar veremediğim bir durumdu. Ama dün akşamki örnekler çok net: demirsporplatformu.com sitesinde yayınlanan "Taraftar yalnız bırakmadı", "Tayfun Özkan start verdi", "Çalışmalar sürüyor" başlıklı haberler, aynen sporcukurova tarafından kullanılmış. Hiç kaynak gösterilmeden, olduğu gibi. Biraz uğraşıp cümleleri bile değiştirme zahmetinde bulunmamışlar.

Bu haberlerin o siteye gönderilip gönderilmediğini sordum. Hayır, onlar aynen alıp kullanımışlar.

Herhangi bir siteyi destekleyip desteklememekten öte, bu yapılan habercilikle bağdaşan bir durum değil.

8 Aralık 2011

Bu Kentten Kazananlar Bu Kente Para Harcıyor Mu?

Adana'dan para kazananlar Adana için para harcamıyor. Adana'nın sportif anlamda kamusal bir değeri olan Adana Demirspor yıllardır düzenli forma reklamı alamıyor.

Tabii ki bu konuda ciddi girişimlerde bulunacak, planlı programlı bir faaliyet yürütecek düzenli yönetimlerimiz de olmadı. Onlar vermiyor, biz de alamıyoruz. Karşılıklı bir "işbirliği" var bu hatada.

Kentin "büyüklerine"(!) bize yardım et çağrısı kadar, reklam ve düzenli gelir konusunda yönetimlerimiz ne yapıyor, bunu da sorgulamak lazım.

Adana Demirspor'un tribünlerine övgüde bulunmak, onlara hayranlıklarını dile getirmek kadar bu camianın gelişimi için bir adım atmak bu kadar zor mu?

Taraftar bu konuda da çağrısını yapıyor: Adana Demirsporlular Derneği basın açıklaması yapmış; ulusal sitelere de yansıdı haber. (www.ajansspor.com/futbol/tff2ligkirmizi/h/20111208/adana_demirspor_taraftarindan_cagri_.html)

Bu konuda şirketleri, dernekleri zorlamak; onları "uyandırmak" konusunda tribün üstüne düşeni yapmalı. Destek vermeyenler, "ihanetin başkenti" olarak anılmaya devam edecekler.

7 Aralık 2011

Adana Spor Basını Uyudu Ya Da...

Türkiye Kupası'nda, 1.Lig'de zirveyi zorlayan ekiplerden Elazığspor'a karşı aldığımız 2-0'lık galibiyet, Adana spor basınının ilgisini çekmedi. Bu yazının girildiği saat 23.30 itibariyle, sadece adanahaber.com sitesinde maçla ilgili detaylara yer verildi.

spor01.com, sporcukurova.com gibi internetten yayın yapan spor siteleri 19.45'te biten maçın ardından bu saate kadar herhangi bir foto, detay ya da haber geçmedi. Adana spor basınında tekeli elinde bulunduran bu siteler maç sonucunu dahi vermediler!

Elazığ basını (kanal23.com) dahi maç sonucunu verirken, Adana spor basını ya uyudu ya da hepimizin tahmin ettiği gibi İstanbul takımlarının maçını takip etmeyi tercih etti. Adanalı internet kullanıcıları maçın skorunu ulusal basın dışında Adana Demirspor bloglarından öğrendi.

Maçı canlı veren Lokum FM spikeri de İstanbul'daki maçla ilgili detayları vermekte sakınca görmedi.

Taraftarın gözündeki yerinizi hak ettiğinizi birkez daha kanıtladınız. Tebrikler!

Adana Demirspor-Elazığspor:2-0

Olması gereken oldu 2-0 yendik.

Adımız Demirspor ise eğer gazozuna dahi maç yapsak iddialı olmak durumundayız.

O formayı taşıdığımız her ortamda sorumluluğumuzu bilmeliyiz.

Eğer paraya ihtiyacımız varsa, Ramazan ÇİMEN'e 10.000 TL yardımda bulunduğu için teşekkür ediyorsak, Türkiye Kupası dahil hiçbir yerden gelecek gelire sırt çevirmemeliyiz. Aynı şekilde validen, belediyeden yardım istiyorsak ve göğsümüzde bir forma reklamı dahi yoksa halen, her gelir kaynağına sıkı sıkı tutunmalıyız.

Öte yandan her Türkiye Kupası maçı öncesi bunun lige olumsuz yansıyacağı, sakatlıkların olabileceği, futbolcuların yorgun düşebileceği gibi gerekçeler öne sürülerek maçı önemsemememiz, hatta elenerek lige konsantre olmamız söylenir. Katılmadığım bir düşüncedir. 

16 yıl oldu Süper Lig görmeyeli, 6.000 günü devirdik. Her sene Türkiye Kupası'nda yarattığımız harikalar mı başarısızlığımıza neden oldu, diye sormalıyız kendimize. 

Sakatlıkların bizi olumsuz etkileyeceği savına dair şunları da düşünmeliyiz. Kadro derinliği olmadan şampiyonluğa oynayacak kadro nasıl oluşturulur? Alternatifsiz futbolcu nasıl olur? Nasıl olur da her sene belli futbolculara bağımlı olmak zorunda kalırız? Bu nedenle başarısızlığa sakatlık değil, hatalı transfer yapan yönetimler, teknik ekipler sebep olmaktadır.

"Futbolcular yorgun düşerse" düşüncelerine karşın Yavuz çok güzel yazmıştı. En iyi antrenman maçtır. Maç yaparak takım olunur, form tutulur. 

Kısacası Türkiye Kupası öncelikli olarak hiçbir maça Adana Demirspor forması altında iddiasız çıkma lüksümüz yoktur, düşüncemiz de olmamalıdır.

Bu vesile ile Elazığ maçını kazanan kadroya, teknik ekibe ve bunun önemsiz olduğu havasını yaratmayan yönetime teşekkür etmek istiyorum. İnşallah tek maçlık olmaz. Devamını bekleyeceğiz.

"Tek Adam", Yeniden...

Blogta öteden beri söylediğimiz temel konulardan biri: Bu iş "tek adam"larla olmaz. Yönetim meselesi, bir kişinin bize lütfedeceği paralarla, ikramlarla yürümez.

Tuncel'in kaderinin belirsiz olmasından sonra devreye Gökoğlu girmişti. Geçmişte yaptıkları gelecekte yapacaklarının teminatıydı, kadroyu son günde yeniden kurdu ve bir yere kadar getirdi. Belediye'den destek çıkmayınca şimdi sıra yeni valiye geldi. Valimizin bize kalıcı gelir için yardım etmesi isteniyor. Etsin, etmeli tabii; bir otopark... Şirketlere yardım ettikleri gibi kentin sportif değerine de kentin mülki amirleri destek vermeli. Bunda bir sorun yok.

Sorun, bunun tek yol olarak görülmesi. Ya belediye ya vali... O olmazsa başka bir tek adam arayışı. Bu yol hep çıkmaz sokaklara çıkıyor.

Çözüm, planlı programlı bir şekilde Demirsporluların kendi kaderlerine sahip çıkmalarında yatıyor. Daha önce denenip başarılı olmamış projeler, gözden geçirilmeli, hataları neyse bunlar giderilip hayata geçirilmeli. Ama bizim yönetilerimiz, geçmişten ders almak yerine aynı hataları yapmak konusunda ısrarcılar. Sonrası, bile bile lades!

6 Aralık 2011

Kupayı Önemseyelim!

Türkiye Kupası maçları, Federasyonun da katkısı ile altlig takımları için sadece bir zorunluluk haline dönüştürüldü. Takımlar ve tribünler de bu ezberi kabullendi. Halbuki tam da bizim gibi takımlar için birkaç maçta ulusal çapta başarı yakalamanın bir fırsatıdır Türkiye Kupası. 2008'deki başarımız bunun bir göstergesi. Amaç kupayı almak olmayabilir; önemli olan bu arenada da kendini gösterebilmektir.

Hazır bu haftasonu maçımız yokken, yarınki Elazığ maçına asılmak gerekli. En iyi antreman maçtır. "Fazla maç yapıp yorulacağız" düşüncesi bir yanılgıdan ibaret. Haftaiçi birkaç antremanın maç düzeyinde olması önemli bir koşuldur zaten. İyi antreman yapmayan takımlar, çok maç yapmaktan korkar.

Kupa maçını önemseyelim. Oradaki performansımız lige de yansır.

5 Aralık 2011

Futbolcudan Daha Fazlası...

Gerçi biz şimdikilerden sadece işlerini yapmalarını istiyoruz; ona bile karşılık alamıyoruz. Günümüzün makineleşmiş, birbirinin aynı futbolcu tiplerine karşı Socrates (Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira) başka bir şey arayanların nefes dağarcığıydı. Ama artık o da nefes alamıyor.

Biz futbolunu göremedik (1982 Dünya Kupası'ndaki Brezilya, 1954'teki Macaristan gibi, Dünya Kupası'nı kazanamayan en iyi kadrolardan biri olarak gösterilir) ama hakkında çokça şey duyduk ve okuduk. Radikal'in bugünkü haberindeki detay onu özetliyor:

"Tıp doktorası bulunan ve lakabı ‘Doktor’ olan Socrates, gündelik hayat ve siyasi konular üzerine fikirleriyle de topluma önderlik etmişti. Çocukluk kahramanları Fidel Castro, Che Guavera ve John Lennon olan efsane, Corinthians’da oynarken Corinthians Demokrasi Hareketi’nin kurucuları arasına girdi. Kulüpte her karar, yetkililerin, teknik ekibin ve futbolcuların katıldığı oylamayla alınıyordu. Socrates’in öncü olduğu sistem tuttu ve takım 1982’de Brezilya Ligi’nde yarı final oynadı. Eyalet liginde de 1982 ve 1983’te şampiyon oldu. Hareket 1984’te bitti.

Corinthians takımı o dönemde, askeri hükümete gönderdiği mesajlarla da ün salmıştı. Takım sahaya üzerinde “Seçim yapılsın” ve “Cumhurbaşkanını ben seçmek istiyorum” yazan pankartlarla çıkıyordu."

U18: Adana Demirspor:1 - Konya Şeker:0

U18lerimiz Konya Şeker'i 1-0 yendiler. Golü, rakibin Adanalı oyuncusu Can Demir kendi kalesine attı. Üstümüzdeki rakipten 3 puan almak iyi oldu.



Haftaya U18ler Ankara deplasmanında; Ankaragücü ile oynuyor. Ankaragücü U18, son iç saha maçını Elmadağ Kamp Merkezi'nde oynamış; bizim maç da orada görünüyor.

Haftanın Ardından

Çok önemli 2 puan kaybederek, 4te 4ün ardından frenlere asıldık. Haftaya da bay geçeceğimiz için 0 çekeceğiz. Grupta 19-17 puan bandına sıkışan 8 takım var. Onların alacağı puanlarla daha da aşağı ineceğiz.



Beypazarı, Alanya, Ünye deplasman galipleri. Ünye'ninki sürpriz denebilir. İlk galibiyetlerini bizden almışlardı; ikinci kez 3 puanı birarada gördüler.

Beyaz grupta bu hafta 27 gol atılırken bizim grupta 15 gol atılabildi. Grupta harkes birbirini yenebiliyor. Biz de herkes gibi sıradan bir takımız.

Böyle Olmaz

Kendi sahasında bu kadar puan kaybeden takımın başarılı olması çok zor. Ligin vasat takımlarından Sarıyer'i rahat rahat yenemiyorsak, işimiz çok zor. Direk, şansızlık vs. Bunlar her yıl sığındığımız klişeler...

4 Aralık 2011

Görme ENGELLİ Siyaset, ENGELLİYİ Gör Bir Zahmet !!!


Yaşatılan! Engellerin kaldırılması dileğiyle... Elinize Emeğinize Sağlık...



Adana Demirspor :1 - Sarıyer :1

Kazanmamız gereken maçta beraberlik golüne engel olamadık. İç sahada galip gelmeliyiz yoksa dış sahadan getirilen puanların bir kıymeti olmuyor. Rakiplerimiz haftayı galibiyetle geçirdi. Biz bu hafta bay geçirip rakiplerin puan kaybını bekleyeceğiz.

1 Aralık 2011

U18: İskenderun D.Ç:1 - Adana Demirspor:1

U18'lerimiz deplasmanda İskenderun D.Ç ile 1-1 berabere kaldı; golümüz Yusuf Kemal Atalay'dan geldi. Grupta 9 puanla 8. sıradayız ve önümüzdeki maç 4 Aralık'ta kendi sahamızda 3. sıradaki Konya Şeker ile.

30 Kasım 2011

Cezanın İnandırıcılığı

Hatırlanacağı üzere ilk haftalardaki kötü sonuçların ardından Raşit, Süleyman, Samet ve Kadir kadro dışı bırakılmıştı. Cezalı futbolcular teker teker affediliyor. Süleyman Varlık da takıma geri döndü. Neden olarak teknik ekibin raporu gösterilmiş.

Daha önce Onur Biçer de Raşit'in affı üzerine yazmıştı. Ceza verilen oyuncular hangi nedenlerden dolayı geri alınıyor? Verilen cezanın karşılık bulduğu düşüncesiyle mi? Döndükten sonra Raşit'in takımın en iyisi olduğunu kimse söyleyemez sanırım.

Halbuki takım cezaların ardından iyi bir ivme yakalayıp 4 maç üst üste kazanmıştı. Yani onlar yokken takımda bazı şeyler yoluna girmiş gibiydi. Şimdi başarının ardından cezalar affedildi ve onlardan yeniden katkı bekleniyor.

Ne Raşit'e ne Süleyman'a ne de X'e Y'ye karşı özel bir düşünce bu. Herhangi bir futbolcunun sözcüsü ya da karşıtı olmak derdinde değiliz. Ama akla şu soru takılıyor: Bu cezalar karşılığını buldu mu? Bu futbolcular dönüp daha iyi performans gösterecek mi? Göstermezse tekrar mı ceza verilecek?

ve daha önemlisi, 4 hafta içinde cezalar affedilecekse, artık kim inanır bu ceza işleyişine? Bundan sonra ceza alan futbolcu bilecek ki birkaç hafta içinde herşey yoluna girecek... Bu bir yönetim zaafiyetidir. Yönetimin inandırıclığını zedeler.

Süleyman'dan ve affedilen herkesten beklentimiz takımın gidişatına olumlu katkı koymaları ve bize ilk 5 haftadaki kabusu tekrar yaşatmamaları.

29 Kasım 2011

Denizli'den İzlenimler

Ankara'dan maça giden Can Özgür Kara arkadaşımız izlenimlerini bizimle paylaştı. Kendisine ve orada bizi temsil eden tüm arkadaşlara teşekkür ediyoruz.

"5 öğrenci arkadaş olarak sınavlarımız olduğu halde bu deplasmana gitme hayalleri kuruyorduk, öğrenci olmamızın getirdiği maddi sıkıntıları unutarak cebimizde son parayla araba kiralayıp gece 1 sularında yola çıktık. Bestelerle,şarkılarla ve tabii ki yarın oynanacak olan maçın heyecanıyla uyuyamıyorduk. Saat 7 civarında Denizli'ye vardık, uykusuz yorgun ve bitkin bir şekilde ama herkesin yüzü gülüyordu uzun zaman sonra takımımızı görecektik bu heyecan bize yetiyordu.



Sabah sabah açık bir yer olmadığı için 10'a kadar arabada oturup hayallere daldık; 5te 5 yapmaktı tüm hayalimiz. Saat 10'da Denizli Tayfası aradı ve buluşma yerine geçtik. Yavaş yavaş toplanıyordu herkes besteler söyleniyordu. Herkes bizi izliyordu durup kimisi fotoğraf kimisi de video çekiyordu. İstanbul Tayfası'nın gelmesiyle birlikte ortalık biraz daha şenlendi. Hep birlikte kahvaltı ettikten sonra saat 12 de stada doğru geçtik. Isparta Tayfasının ve çevre ilden gelen arkadaşların bize katılmasıyla birlikte "Gurbette Demir Gibi" olduğumuzu kanıtlamıştık herkese.

Biletler alındıktan sonra kapıların açılmasını bekliyorduk; sabrımız yoktu bir an önce takımımıza kavuşmak istiyorduk. Adana'dan yola çıkan otobüsün gelmesiyle birlikte stada girmeye başladık, bizi misafir tribün yerine kapalıya almışlardı. Önce GURBETTE DEMİR GİBİYİZ pankartımızı astık ve daha sonra stadın akustiğini denemeye başladık. Maçın başlamasına 10 dakika kalmıştı herkes girmişti stada 57 gençlik taraftarlar derneğinden de yaklaşık 20 kişi vardı.


Maçla birlikte bizim desteğimiz de başladı her zamanki gibi 90 dakika boyunca susmadık. Yediğimiz talihsiz golün ardından desteğimizi daha fazla arttırarak bu takıma olan inancımızı gösterdik ve onlarda baskılı futbol oynadılar,maç bitene kadar mücadele ettiler, maçın ardından takımımızı çağırarak şampiyonluğa inandığımızı ve bu takımın yanında sadece iyi günde değil kötü gündeyken de olduğumuzu bir kere daha gösterdik.

Yenilmiştik ama mutluyduk çünkü inaniyorduk bu takım Bank Asya 1.Lige çıkacak bundan emindik. Maç bitti vedalaşmaların ardından konvoy şeklinde polis eskortuyla yola çıktık herkes yorgundu ve maç için giremediğimiz sınavları düşünmekten bitkin düşmüştük. Saat 9'da Ankara'ya dönüp herkesi bıraktık ve Çankırı deplasmanı için sözleştik bu deplasmanda böyle geçti. Diğer deplasmanlarda görüşmek üzere."

28 Kasım 2011

U18: Adana Demirspor:0-Gençlerbirliği:5

U18'lerimiz kendi sahalarında ağır bir yenilgi aldı. Lider, Gençlerbirliği'ne 5-0 yenildik. Haftaiçi, 30 Kasım'da İskenderun deplasmanına gittikten sonra haftasonu evimizde Konya Şeker ile oynuyoruz.

Altyapı'da diğer kategorilerde bu haftayı bay geçtik.

27 Kasım 2011

Denizli Bld.:2 - Adana Demirspor:1

Denizli Bld.'ye 2-1 yenildik. 4 haftalık galibiyet serisi bozuldu, 5 hafta sonra kaybetmiş olduk. Golümüz son haftaların golcüsü Soner'den geldi.

4. sıraya geriledik. Haftaya rakip Sarıyer.

Sonra bay geçeceğimiz için alt tarafa yaklaşmamak için kesin kazanmalıyız. İlk yarının bitimine kadar başaltında tutunmamız gerekli.



Haftanın iki notu: Tek deplasman galibiyet Alanya deplasmanında Altınordu'dan ve Körfez ilk mağlubiyetini aldı. 1461Trabzon yükselişini sürdürüyor Körfez'i son dakikada yenerek yükselişini sürdürdü.

Pankart Denizli'de

Gurbette Demir Gibiyiz pankartı'nı Ankara'dan Denizli'ye kendi imkanları ile giden bir grup arkadaşa emanet ettik. Pankartımız stattaki yerini alacak.

25 Kasım 2011

"Hangisi Gerçek?"

"İlk 6 haftada 6 puan toplayabilen takım, son 4 haftada puan kaybetmedi. Bunu aynı oyuncular başardı. "Hangisi gerçek" diye sormak hakkımız sanırım. 2004'ten beri bu yana en kötü başlangıçlardan birini yapıp, sonra yine 2004'ten beri en iyi seriyi yakaladık. Bu oyuncular 10 haftada bize hem geceyi hem gündüzü yaşattılar.

Genel olarak yaptığımız hata, takım iyi giderken herşeyin birden iyileşmesi, kötü giderken de kötü görünmesi. Gidişatın hızına ayak uydurmak kadar, arada bir kendimizi o hengameden çıkarıp dışarı atmak da faydalı. Karamsarlığın ağına düşmesek de soru sormayı, şüphe etmeyi ve sorgulamayı unutmamak gerekli.

Bu süreci, teknik direktör Durmuş Ali Çolak'ın istediklerini yapmaya başlaması olarak görebiliriz. Futbolcuları da birbirini tanıyarak takım olma yolunda adımlar attı. Ancak bundan sonra istikrarın devam etmesi için neler gerekli? Futbolcuların "istersek oynar kazanırız, gördünüz işte" düşüncesiyle değil, sözleşmelerinden kaynaklanan sorumluluk gereği oynadıklarını onlara hatırlatmak gerekli. Acaba olası bir ödeme sorununda, mali konulardaki sıkıntılı anlarda futbolculardan aynı özveriyi görecek miyiz? Umuyoruz öyle olur. Bugüne kadar yaşadıklarımız bize futbolculara sorgusuzca güvenmenin kötülüklerini gösterdi. Disiplinli bir yönetim, sağlam bir mali yapı ve hatalar karşısında adaletli bir ceza süreci olmadıkça futbolcuların kontrolden çıkması, hep yaşadığımız şeylerdi.

Galibiyetlerin tadını çıkaralım, ama tıpkı her şey kötü giderken olduğu gibi iyi giderken de genel resmi kaçırmayalım. Adana Demirspor'un sağlam başarılar kazanması için "tek adam" yönetimlerinden uzaklaşıp, birlikte iş yapma becerisini geliştirecek ekipler kurması lazım. Demirspor tribünleri artık klişe açıklamalar, gündelik sözler ve geçici başarılarla avunmuyor. Destek verdiği kadar başarı da istiyor. Bugüne kadar destekler hep karşılıksız kaldı; buna rağmen yılmadan takımı ileri taşımak için tribün görevini yaptı.

Görevini yapma sırası artık sahadakiler ve onlardan sorumlu yöneticilerde. İlk 10 haftada yaşadıklarımızın hangisi gerçek, hangisi düş; bunu sizler uygulayarak göstereceksiniz."

(http://www.demirsporplatformu.com/yazarlar/hangisi-gercek.html'da yayınlandı)

24 Kasım 2011

"Demirspor Platformu"

Adana Demirspor taraftarı, Adana spor medyasından memnun değil. Bugüne kadar camianın yaşadığı iç karışıklıklarda hep rolleri oldu. Özellikle internet siteleri spekülasyon aracı olmaktan başka bir işe yaramadı.

Taraftarın sözünü ortak bir mecrada toplamak amacıyla yeni bir site yayına başladı. Adresi, www.demirsporplatformu.com

Site test yayını süresince sporcukurova.com'a da haber ve görüntü göndermiş. Dün itibariyle aktif olarak yayına başladı.

Amaç farklı görüşleri yansıtarak taraftarın gündemini yansıtmak. Haberler ve köşe yazılarına yer verilecek ve üye olunarak yorum yapılabilecek site için bizden de destek istendi. "Hangisi Gerçek?" başlığı ile benim de bir yazım yayınlandı. Blogta yazıp çizdiklerimize benzer, oraya da katkı sunmayı planlıyoruz.

Umarım uzun soluklu olur ve başlangıcındaki amacını yerine getirebilir.

Kupa'da Rakip Elazığ

Türkiye Kupası'ndaki rakibimiz Elazığspor oldu. Maç, 7 Aralık'ta oynanacak.

Diğer eşleşmeler için bknz: www.tff.org/default.aspx?pageID=267&ftxtID=13954

23 Kasım 2011

Kupa'da Rakibimiz Belli Oluyor

Türkiye Kupası'ndaki rakibimiz yarın belli oluyor. "İlk turda, geçtiğimiz sezon Spor Toto 2.Lig'de gruplarında ilk 8 sırayı alan 16 takım ve Spor Toto 3.Lig'den Spor Toto 2.Lig'e yükselen 6 takımdan oluşan 22 takım eşleşecek."

Kupa statüsü geçenlerde değişmişti. Gruplar kalktı ve tek maçlı eleme sistemine dönüldü. Yine ilk üç kademede alt liglerdeki ekipler, bölgelere ayrılmış şekilde eşleşecek. Sonra 1. Lig ve Süper Lig takımları eklenecek. Çeyrek finalden sonra da tarafsız saha sistemine geçilecek.

Aslında grup sistemiyle kupanın yurt çapına yayılması için bir adım atılmıştı. Bu şekilde en alt liglerden takımlar da kupanın ruhuna uygun olarak üst liglerden eşleşmeler sağlayarak az da olsa yükselme olasılığı gösteriyordu. 2008'deki çeyrek final başarımız bunun bir göstergesiydi.

Kupanın ruhu, gerçekten Türkiye satıhlarında olmasıyla ilgili. Bu sistem, sadece yukarıdakilerin çıkarlarını koruyor, bu nedenle alt ligdeki takımlar kupa mücadelesini önemsemiyor. Aslında birkaç maçla ülke çapında ses getirmenin fırsatıdır Türkiye Kupası. Türk futbolu hiçbir şeyi tam olarak yürütemediği gibi kupa sistemi de acz içinde.

Yine Irkçılık!

"Biz Osmanlı torunuyuz, ırkçılık yapmazık" gibi dahiyane savunmalara konu olsa da memlekette ırkçılık var. Çünkü bizim gibi olmayanlardan, farklı olandan hoşlanmıyoruz. Çükü biz tertemiziz, başkaları kötü!

Bu hafta birkez daha gördük: BJK Tv editörü zat, Eboue gibi oyuncuların sürekli National Geographic kanalında boy gösterdiğini yumurtlamış. Yani Eboue, Afrikalı bir hayvan onun gözünde! Fenerbahçe İdari Menajeri de(sonradan sildiği 'twit'inde) Fildişi Sahilli oyuncuların anatomilerinin araştırılmasını istemiş, popolarına yedikleri su şişesi nedeniyle...

X veya Y'nin davranışını eleştirmekle onun kökenlerine, rengine, atasına yöresine laf söylemek arasında ince değil koccaman bir fark olduğunu hatırlatmak gerekli. Köken araştırmasına girdiğimiz zaman, hepimizin aynı kromozomlara doğru yol alacağını da akılda tutarak.

Bugünkü yazısında Uğur Vardan da bu durumu belirtmiş: Beşiktaş tribünleri, BJK Tv editörü Burhan Akdağ'ı protesto etmeli.