Ana içeriğe atla

Papatyam vs. Messi

Avrupa futbolunu pek takip etmem; NTVSpor'dan göz ucuyla haberdar oluyorum. Kim ne kadar para almış, nereden nereye transfer olmuş; zaten o konulara hiç kafam basmaz. Şampiyonlar Ligi'ni genel kültür seviyesinde biliyorum. Çoğu takımın kadrosunu, Ankara Demirspor'dan daha az biliyorumdur...

Ama memleket futbolunun -futbolcu kumpasları, bahisler, şikeler, teknik direktör göndermeler, yönetici kavgaları, asılsız transfer haberleri- sığlığında, uzaklarda futbola dair birşeyler yapıldığının farkındayım. Dün akşam da bu katkılardan biri vardı.

80'lerin sonunda doğan bizler, dünya gözüyle Maradona'yı izleme lütfuna erişmiştik. Son 25 yılda pek çok isim zirve yaptıysa da kimse onunla kıyaslanmamıştı. Şimdi biri var. Ufak tefek ve sempatik. Ne Ronaldo ukalalağında ne de Henry kurnazlığında.

Dün gece, Barcelona-Arsenal maçında 4 gol attı. Arsene Wenger, onun için, playstation oyunu gibi demiş.

Türkiye'de Şampiyonlar Ligi yayın hakkını elinde bulunduran Star TV ise bize başka bir güzellik yaptı. Messi artistik çim dansı gösterisi yaparken, onlar bizi Metin Akpınar ve şurekasıyla başbaşa bıraktı. "Papatyam", bu tarihi maçın yerine yayınlandı.

Hiçbir şey denmese bile, estetik adına bir trajedi! D Smart'ın daha çok satması için, iki günlük Şampiyonlar Ligi haftasının birini şifreli kanala kaydırıyorlar. Biz sıradan insanlara da papatya falı yapmak düşüyor.

Birçok blogta duyurusu var ama buranın sadık okurları için de kayda geçmek istedim: Star TV'ye protesto mailleri atılıyor, bu trajik hatasını kınamak için. Adres:

bizeyazin@startv.com.tr

Ben tek satır yazdım: "Bu trajik hatanın saçmasapanlığı üzerine düşünmeniz dileğiyle..."

Belki, çok düşünüp, haftaya Messi'yi Papatyam'da konuk oyuncu olarak oynatırlar!

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Bir tane de ben attım...

kebabkolik

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ